Yılmaz: Enflasyon Hedefi Yüzde 30’un Altı, Rezervler Arttı, CDS Primi Düştü
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin 2024 ve sonrası için belirlenen hedeflerine dair önemli açıklamalarda bulundu. TOBB Türkiye 100 programında konuşan Yılmaz, enflasyonla mücadelede kararlı adımlar atıldığını ve yıl sonu için hedefin yüzde 30’un altında bir orana ulaşmak olduğunu vurguladı. Bu açıklama, iş dünyası ve yatırımcılar tarafından yakından takip edildi.
Enflasyonla Mücadele ve Gelecek Hedefler
Cevdet Yılmaz, enflasyonu düşürmek için koordineli ve çok boyutlu bir politika izlendiğini belirtti. 2025 hedefi yüzde 20’nin altında bir enflasyon oranı iken, 2027’de tek haneli rakamlara ulaşılması hedefleniyor. Yılmaz, bu hedeflere ulaşmak için her türlü çabanın gösterildiğini, ancak sürecin kolay olmadığını ifade etti. Depremin yaralarını sararken ve jeopolitik gelişmeleri takip ederken, enflasyonla mücadele programının da başarıyla yürütülmeye çalışıldığına dikkat çekti.
Yılmaz, “Enflasyonu düşürürken büyüme performansımızı da belli bir seviyede koruyoruz,” diyerek, ekonominin genel dengesinin gözetildiğini vurguladı. Bu, enflasyonla mücadeledeki başarının ekonomik büyüme üzerinde olumsuz bir etki yaratmaması adına önemli bir denge unsuru olarak görülüyor.
Merkez Bankası Rezervleri ve CDS Primindeki Gelişmeler
Konuşmasında Merkez Bankası’nın rezervlerine de değinen Yılmaz, 2023 Mayıs ayında 98,5 milyar dolar olan brüt rezervlerin, 12 Eylül 2025 itibarıyla 177,9 milyar dolara yükseldiğini belirtti. Bu artış, Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı direncini artırması açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Ayrıca, küresel risklerin etkisiyle 379 baz puana kadar çıkan ülke CDS risk priminin, 19 Eylül itibarıyla 240 baz puan seviyesine gerilediği de anımsatıldı. Bu düşüş, Türkiye’ye olan yatırımcı güveninin arttığının bir işareti olarak kabul ediliyor.
Orta Vadeli Program (OVP) ve 2028 Hedefleri
Orta Vadeli Program’daki (OVP) 2028 hedeflerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Yılmaz, enflasyonu kalıcı olarak tek haneli rakamlara indireceklerini, cari açığı yüzde 1’ler civarına çekeceklerini ve gelecek 3 yılda 2,5 milyon ilave istihdam oluşturacaklarını ifade etti. İşsizlik oranının ise yüzde 8’in altına düşürülmesi hedefleniyor. Bu hedefler, Türkiye ekonomisinin uzun vadeli sürdürülebilir büyüme potansiyelini artırmayı amaçlıyor.
Yapısal reformların hızlandırılması ve üretim kapasitesinin enflasyonist baskı olmadan genişletilmesi planlanıyor. Yılmaz, bu hedefe ulaşmak için verimliliğin artırılması, büyümenin kompozisyonunun tüketimden ziyade üretim, yatırım ve ihracatla şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı. Sanayinin yüksek teknolojiye dayalı ve yenilikçi bir yapıya dönüştürülmesi de öncelikler arasında yer alıyor.
AR-GE, İnovasyon ve Stratejik Sektörlere Yatırım
AR-GE ve inovasyon ekosisteminin derinleştirilmesi, yapay zeka, yarı iletkenler, savunma sanayi, biyoteknoloji ve uzay teknolojileri gibi stratejik alanlarda özel sektör yatırımlarının desteklenmesi hedefleniyor. Yılmaz, yeşil ve dijital dönüşümün kalkınma sürecinin merkezine alındığını ve her alanda bu dönüşümün başarılması gerektiğini belirtti. Düşük karbonlu üretim, döngüsel ekonomi ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla hem verimliliğin artırılması hem de cari dengede kalıcı iyileşme sağlanması amaçlanıyor.
Küresel Entegrasyon ve Girişimcilik
Küresel değer zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, içe kapalı ekonomilerin sürdürülebilir büyüme üretme şansının bulunmadığına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin daha müreffeh bir geleceğe ulaşabilmesi için küresel ekonomiyle entegrasyonunun derinleşmesi, dış pazarlara erişimin genişletilmesi ve uluslararası sermayeyle işbirliğinin artırılması gerektiğini vurguladı. Bu hedeflerin taşıyıcısı olarak ise Türk özel sektörünün yenilikçi kapasitesi ve girişimcilik dinamizmi gösteriliyor.
Türkiye 100 Programı’nın Türk özel sektörünün hızlı büyüme potansiyelini görünür kılan bir platform niteliğinde olduğunu belirten Yılmaz, başarılı şirketlerin ödüllendirilmesinin yanı sıra, tüm girişim sisteminin başarıya odaklı bir kültüre yönlendirilmesinin önemine değindi. İlk 100 arasına giren şirketlerin çoğunlukla dijital alanda hizmet verdiğini, devlet desteklerinden yararlandığı ve yarısından fazlasının ihracat yaptığını görmenin anlamlı olduğunu ifade etti.
Bölgede tırmanan çatışmaların, küresel ekonomide yükselen korumacılığın ve devam eden belirsizliklerin iş dünyasında oluşturduğu kaygıyı anladıklarını belirten Yılmaz, bu risklerin yanı sıra doğabilecek fırsatları değerlendirerek Türkiye’yi yeniden şekillenen küresel sistemde avantajlı bir konuma yerleştirmek için çaba gösterdiklerini söyledi. Girişimciliğin ve yenilikçiliğin bu süreçte çok önemli olduğunu vurguladı.
Sonuç olarak, Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları, Türkiye ekonomisinin kısa ve orta vadeli hedeflerine odaklanırken, enflasyonla mücadele, rezerv artışı, CDS primindeki düşüş, istihdam artışı ve yapısal reformlar gibi önemli göstergelerde kaydedilen ilerlemeyi vurguluyor. Bu açıklamalar, iş dünyası ve yatırımcılar için önemli bir yol haritası sunuyor.