Elektrikli Scooter Yönetmeliği Değişti: Coğrafi Çitleme, Veri ve Yerli Üretim Şartı
Elektrikli scooter (e-skuter) kullanımını düzenleyen yönetmelikte önemli değişiklikler yapıldı. Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelik, coğrafi çitleme, veri paylaşımı, izin süreleri, çağrı merkezi zorunluluğu ve yerli üretim şartı gibi başlıklarda bir dizi yeni düzenleme getiriyor. Bu değişiklikler, e-skuter sektörünü ve kullanıcı deneyimini önemli ölçüde etkileyecek gibi görünüyor.
Coğrafi Çitleme ile Sınırlandırılmış Alanlar
Yönetmeliğe eklenen en dikkat çekici yeniliklerden biri ‘coğrafi çitleme’ tanımı oldu. Bu tanımla birlikte, e-skuterlerin belirli alanlara girişi veya bu alanlarda gerçekleştirebileceği eylemler, yazılım üzerinden sınırlandırılabilecek. Bu özellik, özellikle yoğun yaya trafiğinin olduğu bölgelerde veya tarihi alanlarda e-skuter kullanımının daha kontrollü bir şekilde yönetilmesini sağlayacak. Örneğin, bir parkta veya okul çevresinde e-skuter hızının otomatik olarak düşürülmesi veya belirli bir bölgeye girişin engellenmesi mümkün olabilecek.
Veri Paylaşımı Zorunluluğu Güçlendirildi
Yeni yönetmelik, yetki belgesi sahiplerinin e-skuterlerin seri, plaka ve ID numaralarını, ayrıca konum bilgilerini U-Net sistemine işleme zorunluluğunu daha da sıkılaştırıyor. Buna göre, sürüşe başlanan skuterlerin konumu 3 dakikada bir, sürüşü bitenlerin konumu ise en geç 10 dakika içinde sisteme bildirilmek zorunda. Ayrıca, sürüş dışı her hareketin konumu da anlık olarak bildirilecek. Bu düzenleme, e-skuterlerin takibini kolaylaştırarak güvenlik önlemlerinin artırılmasına katkı sağlayacak. Yönetmeliğe göre işletmeler, her ay düzenli olarak kaza ve şikayet verilerini de U-Net’e iletecek. Bu veri akışı, e-skuter kullanımından kaynaklanan sorunların tespit edilmesine ve çözüm üretilmesine yardımcı olacak.
İşletme İzin Süreleri ve Filo Yönetimi
E-skuter işletmecilerine verilen izin süresi, yeni düzenlemeyle 2 yıl olarak belirlendi. İzin süresinin bitiminde yeni bir başvuru olmaması durumunda, gerekli harcın ödenmesi şartıyla izin 1 yıl daha uzatılabilecek. Ayrıca, işletmelerin bir ilçe veya bölgedeki toplam izinli skuter sayısının belirli oranlarda tutulması zorunluluğu getirildi. Buna göre, işletmeler toplam izinli skuter sayısının en az yüzde 70’ini (Kasım-Şubat döneminde yüzde 40), en fazla yüzde 130’undan fazlasını bulunduramayacak. Bu düzenleme, piyasadaki rekabetin dengelenmesine ve e-skuterlerin belirli bölgelerde yoğunlaşmasının önüne geçilmesine yardımcı olabilir.
Çağrı Merkezi ve Mobil Uygulama Zorunluluğu
Yeni yönetmelikle birlikte, e-skuter işletmelerinin 7 gün 24 saat hizmet verecek bir çağrı merkezi veya aynı işlevi görecek bir mobil uygulama bulundurması zorunlu hale getirildi. Mobil uygulamalarda ise skuter konumu, şarj durumu, tahmini menzil, yasak bölgeler (coğrafi çitleme haritası), anlık ücret bilgisi ve karbon ayak izi karşılaştırması gibi bilgilerin yer alacağı arayüzler zorunlu olacak. Bu düzenleme, kullanıcıların e-skuterleri daha bilinçli ve güvenli bir şekilde kullanmalarını sağlamayı amaçlıyor.
Yerli Üretim Şartı Getirildi
Yönetmeliğin en dikkat çekici maddelerinden biri de yerli üretim şartı oldu. Buna göre, işletmelerin hizmet verecekleri skuterlerin en az yüzde 30’unu, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tebliğine göre Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından belgelendirilen yerli üreticilerden temin etmesi gerekecek. Bu hüküm, 1 Temmuz 2026 tarihinde uygulamaya girecek. Bu düzenleme, yerli e-skuter üreticilerini desteklemeyi ve sektörde yerli üretimin payını artırmayı hedefliyor.
Sonuç ve Beklentiler
Elektrikli scooter yönetmeliğinde yapılan bu değişiklikler, sektörde önemli bir dönüşümün işareti olarak değerlendirilebilir. Coğrafi çitleme, veri paylaşımı, izin süreleri, çağrı merkezi zorunluluğu ve yerli üretim şartı gibi yeni düzenlemeler, e-skuter kullanımının daha kontrollü, güvenli ve sürdürülebilir bir hale gelmesine katkı sağlayacak. Özellikle yerli üretim şartı, sektörde yerli üreticilerin rekabet gücünü artırarak Türkiye ekonomisine de olumlu katkılar sunabilir. Ancak, bu değişikliklerin uygulamada nasıl sonuçlar vereceği ve sektörün bu yeni düzenlemelere nasıl adapte olacağı önümüzdeki dönemde yakından takip edilecek.