TEPAV Perakende Güven Endeksi Ekim 2025’te Yükselişe Geçti
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından açıklanan Perakende Güven Endeksi (TEPE) Ekim 2025 verileri, sektörde umut verici bir toparlanma sinyali veriyor. Endeks, geçen yılın aynı dönemine göre 8,6 puanlık önemli bir artış göstererek -1,1 seviyesine yükseldi. Bir önceki aya göre ise 6,0 puanlık bir iyileşme kaydedildi.
Ekim 2025 Perakende Güven Endeksi Detayları
Bu olumlu değişimin arkasındaki temel faktörler, perakendecilerin son üç aylık performanslarına ilişkin değerlendirmelerindeki iyileşme ve önümüzdeki üç aya yönelik olumlu satış beklentileri olarak öne çıkıyor. Özellikle satış beklentilerindeki belirgin artış, sektör temsilcilerinin geleceğe daha umutla baktığını gösteriyor.
Satış Beklentilerinde Belirgin İyileşme
Önümüzdeki üç aya ilişkin satış beklentilerinin denge değeri Ekim ayında 9,3 puan olarak ölçüldü. Bu değer, bir önceki aya göre 7,3 puanlık ve geçen yılın aynı ayına göre 10,6 puanlık önemli bir artış anlamına geliyor. Perakendecilerin geleceğe dair bu olumlu beklentisi, sektördeki genel havayı pozitif yönde etkiliyor.
Fiyat Artışı Beklentisi Devam Ediyor
Katılımcıların büyük bir çoğunluğu, yüzde 78,7’si, önümüzdeki üç ayda satış fiyatlarında artış beklediğini belirtiyor. Fiyatlarda iyileşme bekleyenlerin oranı hafif yükselirken, ekonomideki gidişata ilişkin belirsizlikler nedeniyle kötüleşme bekleyenlerin oranı yüzde 2,7 seviyesinde kaldı. Bu durum, perakendecilerin enflasyonist baskıları hissetmeye devam ettiğini gösteriyor.
Geçen Yıla Göre İşler Hala Olumsuz
Her ne kadar genel güven endeksi yükselmiş olsa da, perakendecilerin işlerin mevcut durumuna ilişkin görüşleri yıllık bazda hala olumsuz seyrediyor. “Geçen yılın aynı dönemine göre işlerin durumu” göstergesi Ekim ayında –55,4 puan değerini aldı. Katılımcıların yüzde 64’ü işlerinde düşüş yaşadığını belirtiyor. Bu durum, sektörün henüz tam olarak toparlanmadığını ve geçmiş kayıpların telafi edilmesinin zaman alacağını gösteriyor.
Alt Sektörlerdeki Güven Artışı
Alt sektörler bazında incelendiğinde, Ekim ayında perakende güveninin en fazla arttığı sektörler mobilya, aydınlatma ekipmanı ve ev içi kullanım ürünleri, akaryakıt, eczane, züccaciye ve motorlu taşıtlar oldu. Bu sektörlerdeki artış, tüketici harcamalarının belirli alanlara kaydığını ve bu sektörlerin genel ekonomik toparlanmadan daha fazla fayda sağladığını gösteriyor.
Buna karşılık; yiyecek-içecek, giyim, elektrikli ev aletleri ve bakkal/market gruplarında güven artışı ortalamanın altında kaldı. Bu durum, temel tüketim mallarına olan talebin daha az elastik olduğunu ve ekonomik dalgalanmalardan daha az etkilendiğini gösteriyor.
Bölgesel Farklılıklar
Bölgesel verilere göre perakende güveninin yıllık bazda en fazla arttığı bölge Batı Karadeniz oldu. Bu bölgeyi Ege, Batı Marmara, Doğu Karadeniz, İstanbul ve Akdeniz izledi. Diğer bölgelerdeki artışlar ise Türkiye ortalamasının altında kaldı. Bu bölgesel farklılıklar, ekonomik faaliyetlerin coğrafi dağılımındaki eşitsizlikleri ve yerel ekonomik koşulların sektörel güven üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.
Türkiye AB ile Karşılaştırması
AB-27 Perakende Güven Endeksi Ekim ayında –5,1 puan olarak gerçekleşti. Türkiye ise yıllık bazda 8,6 puanlık artış ile AB-27 ve Euro Bölgesi ortalamalarının üzerinde yer aldı. Bu durum, Türkiye perakende sektörünün Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla daha iyi bir performans sergilediğini gösteriyor.
Ekim ayında yıllık artışı en yüksek ülke Avusturya olurken onu İsveç ve İrlanda izledi; Türkiye bu sıralamada ilk beş içinde yer aldı. Aylık bazda ise en güçlü artış İsveç ve Türkiye’de görüldü. Bu veriler, Türkiye’nin perakende sektöründeki toparlanmanın bölgesel bir trendin parçası olduğunu ve diğer Avrupa ülkeleriyle benzer dinamikleri paylaştığını gösteriyor.
Sonuç ve Beklentiler
TEPAV Perakende Güven Endeksi’nin Ekim 2025 verileri, Türkiye perakende sektöründe umut verici bir toparlanma eğilimi olduğunu gösteriyor. Satış beklentilerindeki artış ve genel güven endeksindeki yükseliş, sektör temsilcilerinin geleceğe daha olumlu baktığını ortaya koyuyor. Ancak, işlerin mevcut durumuna ilişkin olumsuz değerlendirmeler ve fiyat artışı beklentisi gibi faktörler, sektörün hala bazı zorluklarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Bölgesel farklılıklar ve alt sektörlerdeki ayrışmalar, ekonomik politikaların yerel koşullara ve sektörel özelliklere göre uyarlanmasının önemini vurguluyor. Türkiye’nin AB ülkelerine kıyasla daha iyi bir performans sergilemesi, rekabet gücünü artırma ve uluslararası pazarlarda daha etkin olma potansiyelini ortaya koyuyor.