Antalya’ya 4 Stratejik Yatırım Alanı: Yerel Kalkınma Hamlesi Başladı
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın başlattığı Yerel Kalkınma Hamlesi, Antalya için önemli fırsatlar sunuyor. Bu kapsamda Antalya için 4 stratejik yatırım alanı belirlendi. Bu alanlar, bölgenin ekonomik büyümesine katkıda bulunacak ve yeni iş imkanları yaratacak potansiyele sahip.
Antalya’ya Dört Stratejik Yatırım Alanı
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından başlatılan “Yerel Kalkınma Hamlesi” kapsamında Antalya için belirlenen 4 stratejik yatırım alanını detaylandırdı. Bu alanlar şunlar:
- Sporcu Sağlığı ve Performans Merkezi: Antalya’nın spor turizmi potansiyelini artırmayı hedefleyen bu yatırım, sporcuların ihtiyaçlarına yönelik kapsamlı hizmetler sunacak.
- Katma Değeri Yüksek Tıbbi ve Aromatik Bitkisel Ürünlerin Üretimi: Antalya’nın doğal kaynaklarını değerlendirerek, tıbbi ve aromatik bitkilerden yüksek katma değerli ürünler elde etmeyi amaçlıyor.
- Mikroalg Tabanlı Omega-3 ve Biyogübre Üretimi: Sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekleyen bu yatırım, mikroalglerden omega-3 ve biyogübre üretimiyle çevreye duyarlı bir yaklaşım sergiliyor.
- Organik Sera Atıklarından Selüloz ve/veya Mikrobiyal Gübre Üretim Tesisi: Sera atıklarını değerlendirerek selüloz ve mikrobiyal gübre üretimiyle hem atık sorununu çözmeyi hem de tarımsal üretime katkı sağlamayı hedefliyor.
Bu yatırımlara yönelik olarak makine desteği, faiz/kar payı desteği, KDV istisnası, yatırım yeri tahsisi, gümrük vergisi muafiyeti ve sigorta primi işveren desteği gibi çeşitli teşvikler sunuluyor. ATB Başkanı Ali Çandır, üyelerini ve sektör paydaşlarını bu fırsatları değerlendirmeye davet etti.
TOBB Nefes Kredisi Üyelere Can Suyu Oldu
Ali Çandır, üyelerinin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla yılbaşından bu yana uğraştıkları “TOBB Nefes Kredisi”nin temmuz ayı başında başlatıldığını hatırlattı. Kredinin yeniden devreye alınmasının, zor durumda olan üyelere önemli bir destek sağladığını ifade etti. Çandır, “Kredi imkanının yeniden sunulmasında emeği geçen başta TOBB Başkanımız Sayın M. Rifat Hisarcıklıoğlu olmak üzere, Kredi Garanti Fonu ve projeye destek veren banka yöneticilerine teşekkür ediyorum. TOBB olarak, kredi limitinin artırılması yönündeki girişimlerimiz ise devam etmektedir” dedi.
Küresel Tarım ve Gıda Ticaretinde Korumacılık Artıyor
Küresel tarım ve gıda ticaretinde korumacılığın giderek yayıldığına dikkat çeken Ali Çandır, Türkiye’nin de buna karşı gerekli önlemleri almak zorunda olduğunu vurguladı. Çandır, “Adına ister sürdürülebilirlik kriterleri deyin ister gıda güvenliği ya da başka bir kısıtlayıcı gümrük standardı deyin! Bunların hepsinin esası, yurt içi üreticiyi kollamaya çıkıyor. Örneğin AB, bütçesinin yüzde 40’nı bu işlere ayırıyor. Çünkü tarım ve gıda ürünlerindeki arz güvenliği özellikle salgın ve sonrasında stratejik bir önem kazanmıştır” şeklinde konuştu.
OECD ve FAO Raporu Tarım Dünyasını Zorlu Bir Dönemin Beklediğini Gösteriyor
OECD ve FAO iş birliğinde hazırlanan 2025-2034 Tarımsal Görünüm Raporu’nda, önümüzdeki 10 yıla ilişkin tarımsal ürün piyasalarına dair beklentilerin değerlendirildiğine dikkat çeken Çandır, “Kentimizi, ülkemizi ve sektörümüzü yakından ilgilendiren değerlendirmelere göre, tarım dünyasını zorlu bir dönem beklemektedir. Rapora göre, önümüzdeki on yılda tarımsal üretimde toplam yüzde 14 artış beklenirken, tüketimdeki artış yüzde 13 seviyesinde kalacaktır. Ancak bu artışların büyük bölümü düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşecektir. Özellikle Asya ve Afrika ülkeleri ön plana çıkacaktır” dedi.
Çandır, tarımsal alanlarda yıllık binde 1,4’lük bir artış öngörülürken, tahıl üretiminde yıllık yüzde 1,1’lik bir büyüme beklendiğini belirtti. Alan artışı ile üretim artışı arasındaki bu yaklaşık 10 kat farkın, verimlilik artışından kaynaklandığını vurguladı. Ayrıca hayvancılık, tavukçuluk ve balıkçılık konularında da benzer tehditlerin Türkiye’yi beklediğini ifade etti.
Türkiye Geleceğe Hazırlıklı Olmalı
Gelecekteki 10 yılda yaşanması olası gelişmelere karşı Türkiye’nin de şimdiden hazırlıklı olması gerektiğini anlatan Çandır, “Tarım alanlarımızı artırmalı ve mevcut tarım topraklarımıza gözümüz gibi bakmalıyız. Tarımsal faaliyette bulunan vatandaşlarımızı asla yıldırmamalıyız ve motive etmeliyiz. Çünkü bir taraftan iklim değişikliği zorlukları diğer taraftan küresel arz ve talep koşullarının zorlamaları karşımızda durmaktadır. Bunlara ilave olarak bir de tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesine yönelik yaratılmış zorlamalar ile üretimden vazgeçmek zorunda kalan ciddi bir kesimle karşı karşıya kalmamalıyız” dedi.
Tarım Sayımı Üretim Planlaması İçin Önemli
Uzun yıllar dile getirdikleri genel tarım sayımının başladığını anımsatan Ali Çandır, “Bu sayımdan en büyük beklentimiz, arazi varlığımız, hayvan mevcudumuz, makine parkımız, tarımsal işletmelerimiz, çalışanlarımız ve arazi kullanım şeklimiz gibi temel başlıklarda, doğrudan sahada yapılan kapsamlı ve gerçekçi bir tam sayımın gerçekleştirilmesidir. Ancak bu sayede, tarım sektörümüzde farklı kesimler, bölgeler ve ürünler için ihtiyaçlara dayalı, gerçeklerle uyumlu bir üretim planlaması yapılabilecek; buna bağlı olarak da daha etkili ve hedef odaklı bir destekleme politikası hayata geçirilebilecektir” dedi.