İklim, Gümrük ve Verim Kıskacında Ceviz Üretimi: Rekolte Alarm Veriyor

İklim, Gümrük ve Verim Kıskacında Ceviz Üretimi: Rekolte Alarm Veriyor
Tepki Ver

Türkiye’de ceviz üreticileri zorlu bir dönemden geçiyor. Geçmiş yıllarda düşük gümrük vergileri ve verim sorunlarıyla mücadele eden üreticiler, şimdi de iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle karşı karşıya. Ceviz Üreticileri Derneği (CÜD) Başkanı Ömer Ergüder, sektörün geleceği için en büyük tehdidin iklim olduğunu vurguluyor.

İklim Değişikliği Ceviz Üretimini Vuruyor

Ergüder, iklim faktörünün ceviz üretimini giderek daha fazla zorladığını belirtiyor. Kuraklık, su kaynaklarının azalması ve yetersiz kar yağışı, bahçelerde sulama sorunlarını artırıyor. Geçtiğimiz aylarda yaşanan zirai don da bazı bahçelerde zarara yol açtı. Bu olumsuz koşullar, ceviz üretiminde önemli kayıplara neden oluyor.

Zirai Donun Etkileri ve Rekolte Beklentisi

Zirai donun ceviz bahçelerini kısmen etkilediğini belirten Ergüder, üretimde yüzde 10-20 arasında bir kayıp yaşandığını tahmin ediyor. Ancak, üreticilerin tamamının ürününü kaybetmediğini de ekliyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, bu yıl kapama bahçelerden yaklaşık 5 ile 6 bin ton ceviz rekoltesi bekleniyor.

Sürdürülebilir Sulama ve İklim Riskleri Yönetimi

Ceviz üretimindeki en büyük tehdidin iklim olduğunu yineleyen Ergüder, bu durumun yönetilebilir ve yönetilemez tarafları olduğunu ifade ediyor. Sulama rejiminin ve sisteminin etkin çalışması, yönetilebilir faktörler arasında öne çıkıyor. Kuyu sularının hassas bir şekilde yönetilmesi, kuraklığın etkilerini azaltmada büyük önem taşıyor. Erken ve geç donlar, sıcaklık artışları ve dolu gibi iklim riskleri ise üretimin önündeki en önemli engeller olarak sıralanıyor.

Verimlilik Sorunu ve Rekabet Gücü

İklimin verimi önemli ölçüde etkilediği ceviz üretiminde, verimlilik sorunu da öne çıkıyor. Türkiye’deki verimin, rakip ülkelerle kıyaslandığında oldukça düşük olduğu belirtiliyor. Şili ve ABD’de dekar başına 450-550 kilogram ceviz elde edilirken, Türkiye’de bu rakam 150-200 kilogram seviyesinde kalıyor. Eksik bahçe yönetimi de verimi düşüren bir diğer faktör olarak değerlendiriliyor.

İthalatın Cazibesi ve Cari Açık

Türkiye’de yerli ceviz, ekim ayında hasat edilip aralık ayına kadar satılıyor ve depolardaki ürünler ocak, şubat ve mart aylarında tükeniyor. Yerli cevizin en fazla 6 ayda piyasadan çekildiğini belirten Ergüder, üretim maliyetlerinin rakip ülkelere kıyasla çok daha yüksek olduğunu vurguluyor. Gübre, ilaç ve enerji giderlerinin yüksekliği, üreticilerin rekabet gücünü azaltıyor. Ayrıca, düşük dolar kuru nedeniyle kuruyemiş ithalatının cazip hale gelmesi, hem cari açığı olumsuz etkiliyor hem de yatırımcıların yeni bahçe kurma isteğini azaltıyor.

İthalat Faturası ve Yerli Üretimin Önemi

Türkiye’de ceviz üretimi, iç tüketimin yalnızca üçte birini karşılayabiliyor. Geriye kalan ihtiyaç ise ithalat yoluyla karşılanıyor. Her yıl 100 bin tonun üzerinde ceviz ithal edildiği belirtiliyor. Kaçak yollarla gelen ürünler de dahil edildiğinde, ceviz ve badem ithalatının Türkiye’ye yıllık faturasının 400 milyon dolara ulaştığı ifade ediliyor. Yerli üretimin desteklenmesi, bu yüksek ithalat bağımlılığını azaltmak için büyük önem taşıyor.

Gelecek Beklentileri ve Çözüm Önerileri

Ceviz sektörünün geleceği için iklim değişikliğiyle mücadele, sulama sistemlerinin iyileştirilmesi ve verimliliğin artırılması büyük önem taşıyor. Üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve yerli üretimin desteklenmesi, sektörün rekabet gücünü artıracaktır. Ayrıca, gümrük vergilerinin düzenlenmesi ve ithalat politikalarının gözden geçirilmesi, yerli üreticilerin korunmasına katkı sağlayacaktır.

Tepki Ver
Yazar Profili
Businews Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

9609 Yazı

Benzer Yazılar