İnşaat Sektörü Büyümenin Lokomotifi: Ekonomiye Yüzde 13,9 Katkı
Türkiye ekonomisi 2024 yılının üçüncü çeyreğinde kayda değer bir büyüme gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ekonomi yüzde 3,7 oranında büyüyerek son 21 çeyrektir devam eden büyüme trendini sürdürdü. Bu büyümede en büyük pay sahibi ise inşaat sektörü oldu.
Ekonomik Büyümenin Temel Dinamikleri
Cari fiyatlarla Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH), geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 41,6 gibi önemli bir artışla 17 trilyon 424 milyar 718 milyon TL‘ye ulaştı. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri ise cari fiyatlarla 432 milyar 880 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu rakamlar, Türk ekonomisinin genelinde yaşanan olumlu havayı ve artan ekonomik aktiviteyi işaret ediyor.
İnşaat Sektörünün Büyüme Katkısı
GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde, inşaat sektörünün zincirlenmiş hacim endeksi olarak toplam katma değeri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13,9 gibi dikkat çekici bir oranda arttı. Bu oran, inşaat sektörünü üçüncü çeyrekte büyümenin en önemli itici gücü haline getirdi. İnşaatı takip eden diğer sektörler ise yüzde 10,8 ile finans ve sigorta faaliyetleri ve yüzde 10,1 ile bilgi ve iletişim faaliyetleri oldu.
Sektör temsilcileri, inşaat sektöründeki bu yüksek ivmeyi memnuniyetle karşılarken, konut üretimi, kentsel dönüşüm projeleri ve altyapı yatırımlarındaki hareketlenmenin ülke ekonomisine sağladığı katkının altını çizdi. İnşaat sektöründeki bu canlanma, hem istihdam yaratma potansiyeli hem de diğer sektörlere olan etkisiyle ekonomiye önemli bir destek sağlıyor.
Türkiye Müteahhitler Birliği’nin Değerlendirmeleri
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Erdal Eren, inşaat sektörünün önceki iki çeyrekte olduğu gibi, temmuz-eylül döneminde de ülke ekonomisine en büyük katkıyı sağladığını belirtti. Sektörün pozitif büyümesini üst üste 12 çeyreğe taşıdığını vurgulayan Eren, inşaat sektörünün büyüme performansının, hem deprem bölgesinin yeniden imarının hızlanması hem de sanayi, enerji ve ulaştırma alanlarında artan yatırımların güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti. Eren, sektörün Türkiye ekonomisine iş gücü, yatırım ve katma değer açısından katkı vermeye devam ettiğini söyledi.
Eren, eylül ayına ve üçüncü çeyreğe ilişkin açıklanan inşaat üretim endeksi, yapı izin istatistikleri, konut satışları, inşaat maliyet endeksi ve ciro endeksleri gibi öncü göstergelerin de sektördeki güçlü büyümeyi desteklediğini belirtti. İnşaat sektörünün büyüme verisinin, deprem bölgesinin yeniden inşa faaliyetleri, kamu altyapı yatırımları ve sanayi/lojistik amaçlı projelerle desteklenen geniş tabanlı bir üretim artışına işaret ettiğini vurguladı. Konut satışlarının ise yıllık bazda yatay seyrederek, büyümenin temel olarak üretim ve yatırım kaynaklı olduğunu gösterdiğini ekledi.
Gelecek Beklentileri ve Riskler
Erdal Eren, inşaat sektörünün ekonominin lokomotifi olma görevini yerine getirmeye devam ettiğini belirtmekle birlikte, jeopolitik riskler, yüksek maliyetler ve finansal sıkılaşmanın küresel ölçekte inşaat faaliyetlerinde temkinli bir duruşa yol açtığına dikkat çekti. Bu koşullar altında gelecek döneme “temkinli iyimserlik” çerçevesinde bakmanın daha doğru olacağını dile getiren Eren, üretimdeki artışın kamu projelerine dayanmasının, özel yatırımların aynı hızda devreye girmemesinin, büyüme ivmesinin uzun vadede korunması konusunda belirsizlik yarattığını ifade etti. Eren, özel sektörün zayıf talep karşısında temkinli davranmasının ve konut talebinde kredi koşullarının sınırlayıcı etkisinin, büyümenin sürdürülebilirliği konusunda belirsizliği kuvvetlendirdiğini söyledi. Bu nedenle, inşaat sektörünün yüksek büyümesini sürdürülebilir kılmak için finansman koşullarının istikrarlı olması, kamu projelerinin devamı ve konut dışı yatırımların desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Diğer Sektör Temsilcilerinin Görüşleri
Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Başkanı Hakan Şişik, inşaat sektörünün üçüncü çeyrekte yüzde 13,9‘luk büyümeyle Türkiye ekonomisinin yüklenici gücü olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyledi. Şişik, yakın zamanda yaşanan deprem ve akabindeki sorunlar göz önüne alındığında büyümenin inşaat tarafından gelmesinin normal karşılanması gerektiğini belirtti. Şişik, depremin etkilediği 11 ilin yeniden ayağa kaldırılması için yapılan çalışmalara değinerek, devletin girişimcilerle birlikteki faaliyetlerinin inşaat sektörünün büyümesine büyük katkı sunduğunu kaydetti. Şişik, “Yarısı Bizden” kampanyasıyla hızlanan kentsel dönüşüm çalışmalarını ve bunun yanı sıra altyapı ve üstyapı çalışmalarını da düşündüğümüzde büyümenin inşaattan gelmesinin olması gereken bir durum olduğunu ifade etti. Tabii 2026 yılında 500 bin konut projesiyle birlikte diğer inşaat yatırımları başlarsa sektörde büyüme devam edeceğini ekledi.
Gayrimenkul ve İnşaat Platformu Başkanı Mustafa Ekiz, sektörün büyümeye güçlü katkı vermesinin, inşaatın tekrar ekonomide lokomotif rol üstlendiğini gösterdiğini aktardı. İnşaatın Türkiye ekonomisine hem reel üretim hem yatırım hem de istihdam anlamında güçlü bir ivme kazandırdığını dile getiren Ekiz, bu durumun özellikle konut, altyapı, kentsel dönüşüm, kamu ve özel sektör yatırımları açısından ciddi bir canlanma olduğu anlamına geldiğini söyledi. Ekiz, sektörün canlanmasının, konut, altyapı, kentsel yenileme gibi alanlarda yatırım için yeni projeler anlamında avantaj sağladığını ve talep artışı, devlet-özel sektör ortaklıkları, yabancı yatırımın geri gelmesi gibi dinamikler olduğunu göstermekte olduğunu belirtti.
Gayrimenkul Pazarlama ve Satış Profesyonelleri Derneği (GAPAS) Başkanı Mustafa Kemal Şahin ise, üçüncü çeyrekte inşaatın büyümeye en yüksek katkıyı sağlamasının, Türkiye’nin yeniden yapılanma ve dönüşüm sürecinin veriye yansıyan en somut göstergesi olduğunu söyledi. İnşaatın alt bileşenleriyle 250’den fazla sektörü tetikleyen kaldıraç niteliğinde olduğunu vurgulayan Şahin, bu nedenle açıklanan rakamların yalnızca bir faaliyet alanının genişlemesi anlamına gelmemekte, ekonomik güvenin ve yatırım eğiliminin güçlendiğini göstermektedir dedi. Şahin, deprem bölgesindeki yeniden inşa faaliyetlerinin hızlanmasının, büyük şehirlerde kentsel dönüşümün ivme kazanmasının ve ticari gayrimenkule yönelik artan yatırım iştahının bu dönemde sektörün büyümesini belirleyici şekilde desteklediğini anlattı.
Sonuç
İnşaat sektöründeki büyüme, Türkiye ekonomisinin genel performansı açısından olumlu bir işaret olmakla birlikte, bu büyümenin sürdürülebilirliği ve özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi büyük önem taşıyor. Sektörün gelecekteki performansı, finansman koşullarının iyileştirilmesi, maliyetlerin kontrol altında tutulması ve arz-talep dengesinin sağlanması gibi faktörlere bağlı olacak. Ayrıca, konut dışı yatırımların desteklenmesi ve kentsel dönüşüm projelerinin hızlandırılması da sektörün büyüme potansiyelini artıracaktır.