İSO: Maliyetler Karlılığı Aşındırıyor, Şirketlerin Dayanıklılığı Zayıflıyor
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, temmuz ayı olağan meclis toplantısında yaptığı konuşmada, artan maliyetlerin şirketlerin karlılığını aşındırdığını ve dolayısıyla finansal dayanıklılıklarını zayıflattığını vurguladı. “Küresel Rekabette İlerleme için Enflasyon ve Maliyet Krizine Karşı Türkiye Sanayisinin Dayanıklılığının Artırılması” ana gündemiyle gerçekleşen toplantıda, Bahçıvan, Türkiye sanayisinin geleceği için önemli uyarılarda bulundu ve çözüm önerileri sundu.
Küresel Rekabet ve Türkiye Sanayisi
Bahçıvan, küresel rekabetin ticaretten teknolojiye kadar her alanda sertleştiğine dikkat çekerek, Türkiye sanayisinin ayakta kalabilmesinin en önemli koşulunun dayanıklılığını artırması olduğunu belirtti. Bu bağlamda, ekonominin ve üretim yapısının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, güçlü yönlerin pekiştirilmesi ve gelişime açık alanlarda stratejik adımlar atılması gerektiğini vurguladı. “Öncelikle kendi ekonomimizin ve üretim yapımızın durumunu bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, güçlü yönlerimizi pekiştirmeye, gelişime açık alanlarda stratejik adımlar atmaya ve elimizdeki kaynakları en verimli şekilde değerlendirmeye odaklanmalıyız” diyen Bahçıvan, kamu paydaşlarının desteğiyle reel sektörün bu zorlu dönemden en az hasarla çıkması ve geleceğe hazırlanması gerektiğini ifade etti.
Enflasyon ve Maliyet Krizinin Sanayiye Etkileri
Yüksek enflasyon ve buna paralel olarak artan üretim maliyetlerinin, Türkiye sanayisi için giderek ağırlaşan bir yük haline geldiğini belirten Bahçıvan, pandemi sonrası küresel tedarik darboğazları, Ukrayna’daki savaş nedeniyle yaşanan enerji krizi ve bölgedeki jeopolitik gerilimlerin bu durumu daha da zorlaştırdığını ifade etti. Ancak, bu faktörlerin maliyet krizini açıklamaya yeterli olmadığını savunan Bahçıvan, tutarlı ve sürdürülebilir olmayan politikalarda ısrar etmenin enflasyonda elde edilen kazanımları kısa sürede kaybetmeye neden olduğunu belirtti. Maliye politikalarındaki uyumsuzluk, iç talebin yavaş soğuması, beklentilerdeki katılık ve kamunun keskin fiyat ayarlamaları gibi faktörlerin de bu süreci olumsuz etkilediğini vurguladı.
Sanayi üretiminden İSO İmalat PMI verilerine, istihdam rakamlarından güven endekslerine kadar hemen her göstergede ivme kaybı sinyalleri olduğunu belirten Bahçıvan, yüksek belirsizliklerin yanı sıra sıkı finansman koşullarının da reel sektörün yatırım iştahını sınırlamaya devam ettiğini söyledi.
Finansmana Erişim ve Şirketlerin Dayanıklılığı
Bahçıvan, İSO 500 araştırmasının 2024 verilerine dikkat çekerek, üretim maliyetlerindeki ve faaliyet giderlerindeki artışların satışlara oranla çok daha yüksek olduğunu vurguladı. Sıkı para politikaları nedeniyle finansman giderlerindeki yükselişin de karlılığı önemli ölçüde erittiğini belirten Bahçıvan, özellikle daha küçük ve orta ölçekli sanayi kuruluşlarının (İSO İkinci 500) artan faiz oranlarına rağmen özkaynak yetersizliği nedeniyle dış kaynak ihtiyacının sürdüğünü ve mali borç stokunun arttığını ifade etti. “Kârlılığın böylesine aşındığı bir ortamda firmalarımızın finansal dayanıklılığının zayıfladığını görüyoruz” diyen Bahçıvan, sermaye piyasalarının açık, etkin ve şeffaf işleyişi için gerekli düzenlemelerin tamamlanması ve küresel piyasalardan fon akışının güçlenmesine yönelik tedbirlerin alınmasının reel sektörün daha uygun maliyetli ve sürdürülebilir finansmana erişimi açısından elzem olduğunu vurguladı.
Emek Yoğun Sektörlere Destek ve Rekabet Gücünün Artırılması
Dış ticaret fazlası vererek ülkeye döviz kazandıran ve yüz binlerce kişiye istihdam sağlayan emek yoğun sektörlerin gözden çıkarılmaması gerektiğini belirten Bahçıvan, bu sektörlere zorlu dönemlerin atlatılması için daha fazla destek verilmesi gerektiğini ifade etti. Kişi başına milli gelirin 15 bin dolara ulaştığı bir ekonomide ücret-maaş, döviz kuru ve finansman gibi temel maliyet kalemlerine bel bağlayarak rekabet gücünü sürdürmenin artık gerçekçi olmadığını savunan Bahçıvan, Türkiye’nin bir yandan kurulu üretim kapasitesinde yüksek katma değerli sektörlerin payını artırırken, diğer yandan da halihazırda güçlü olduğu sektörlerde daha fazla kaliteye, markalaşmaya, özgün tasarıma ve yenilikçiliğe odaklanması gerektiğini vurguladı.
İmalat sektörünün maliyet bazlı rekabetçilikten, katma değer odaklı rekabetçiliğe geçişinde, ürün odaklı iş modelleri yerine müşteri odaklı iş modellerine odaklanılmasının önemli bir rol oynayacağını belirten Bahçıvan, üretimle ilgili hizmetlerin giderek olgunlaşmasının da ticaret savaşlarında daha fazla rekabet avantajı yaratmanın yeni yolları arasında yer aldığını söyledi.
Yetenek Açığı ve Çözüm Önerileri
Bahsedilen dönüşümün önündeki en büyük engellerden birinin sanayinin giderek ağırlaşan “yetenek açığı” sorunu olduğunu belirten Bahçıvan, bu sorunun çözümü için mesleki eğitimi önceliklendirmeye yönelik adımların yaygınlaşması, işgücü piyasasında esnekliğin artırılması ve gelirler politikasının bölgesel farklılıkları gözetecek şekilde inşa edilmesi gibi hususların kritik önem taşıdığını vurguladı.
Sonuç olarak, İSO Başkanı Bahçıvan’ın açıklamaları, Türkiye sanayisinin karşı karşıya olduğu zorlukları ve bu zorlukların aşılması için atılması gereken adımları net bir şekilde ortaya koymaktadır. Enflasyon, maliyet krizi, finansmana erişim zorlukları ve yetenek açığı gibi sorunlara çözüm bulunması, Türkiye sanayisinin küresel rekabette başarılı olabilmesi için kritik öneme sahiptir.