Kimya Sektörü İhracatta Yıldızlaştı, Büyüme İçin Desteğe İhtiyaç Duyuyor
Kimya sektörü, son yıllarda ihracattaki başarılı performansıyla dikkatleri üzerine çekiyor. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Adil Pelister ve İKMİB Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Kenan Kayalar, sektördeki güncel gelişmeleri değerlendirmek üzere EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Genel Koordinatör Vahap Munyar ile bir araya geldi.
Kimya Sektörü: İhracatın Yükselen Yıldızı
İKMİB Başkanı Adil Pelister, kimya endüstrisinin son yıllarda gösterdiği performansla ihracatın yıldızı olmayı başardığını vurguladı. Pelister, sektörün üretim, istihdam, ihracat, ithal ikamesi ve diğer sektörlere ürün tedariki gibi çeşitli alanlarda Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağladığını belirtti. Türkiye’deki 27 sektöre doğrudan hammadde, yarı mamul veya nihai mamul tedarik ettiklerini ifade eden Pelister, “Dolaylı tedarikçisi olduğumuz sektör sayısı 45’i buluyor. Kimyanın çalışmadığı ve paydaşı olmadığı sektör yok denecek kadar az. Özellikle katma değerli üretim yapanlar ile yollarımız mutlaka kesişiyor” dedi.
Cari Açık Algısı ve Gerçekler
Türkiye’nin 2024 yılında 105 milyar dolarlık kimyevi madde ithalatı ve 30,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini belirten Pelister, sektörün 75 milyar dolarlık cari açık verdiği yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Elektrik üretiminde kullanılan doğalgazın dahi kimyevi Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) kodlarından giriş yaptığını ve bunun cari açığın 30 milyar dolarlık kısmını oluşturduğunu vurguladı. Geri kalan 45 milyar dolarlık açığın ise diğer sektörler tarafından tedarik edilen mallardan kaynaklandığını ifade etti. Kimya sektörünün yalnızca hammadde ithal ettiğini ve bunları katma değerli ürünlere dönüştürerek hem iç pazarın ihtiyaçlarını karşıladığını hem de ihraç ettiğini dile getirdi. Otomotiv ve tekstil gibi sektörlerde kullanılan birçok ürünün kimya sektörünün çıktısı olduğunu ve bu nedenle sektörün dolaylı ihracatçı kimliğinin de önemli olduğunu vurguladı.
İhracat Hedefleri ve Sektörün Potansiyeli
Türk kimya endüstrisinin 2022 yılında 33,8 milyar dolarlık ihracatla rekor kırdığını hatırlatan Pelister, 2024 yılında 30,6 milyar dolarlık ihracata ulaşıldığını ve 2025 sonunda bu rakamın 30 milyar doları aşmasının beklendiğini söyledi. 2030 yılı için ihracat hedefinin 50 milyar dolar olduğunu belirten Pelister, kimya endüstrisinin Türkiye’deki hacminin yaklaşık 200 milyar dolar, üretim faaliyetlerinin ise 60 milyar doları aştığını ifade etti. Sektörün ihracattaki en güçlü alt sektörünün plastik ve plastik mamulleri olduğunu ve bu alt sektörün 2025 yılında 10 milyar dolarlık ihracata imza atmasının öngörüldüğünü dile getirdi. Pelister, dünyanın en gelişmiş 10 ekonomisinin sekizinde kimya sektörünün çok gelişmiş olduğunu vurgulayarak sektörün Türkiye ekonomisi için önemine dikkat çekti.
Hammadde Bağımlılığı ve Rekabet Zorlukları
Adil Pelister, sektörün hammadde bakımından yurt dışına bağımlı olduğunun yadsınamaz bir gerçek olduğunu belirtti. Türkiye’de hammadde üreticileri olmasına rağmen, bu üretimin mevcut kimya sanayisinin talebine yanıt vermekte zorlandığını ifade etti. Dünyanın kimyevi hammadde talebinin büyük ölçüde Çin tarafından karşılandığını ve Türk kimya sanayisinin de Çin, Avrupa ve ABD’den hammadde temin ettiğini söyledi. ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşlarından, Avrupa Yeşil Mutabakatı’ndan ve Çin’in hammadde üretimindeki gücünden etkilendiklerini dile getirdi. Çin’in ucuz enerji ve iş gücüne sahip olmasının sektörü rekabet açısından zorladığını vurguladı.
Çin’in Rekabet Avantajı ve Türkiye’nin Aksiyon Planı
Pelister, Çin hükümetinin tüm kimya ihracatçılarına %13 destek verdiğini ve bu durumun rekabeti zorlaştırdığını belirtti. Hacimli ticaret yapılan ülkelerde güçlenmek ve mevcut gücü koruyabilmek için imalat ve ihracat sisteminin dönüştürülmesi gerektiğini savundu. Bazı ürünlerin bitişlerinin o ülkelerde kurulacak tesislerde yapılmasının, yarı mamul şeklinde gönderilecek ürünlerden daha düşük vergi alınması nedeniyle avantaj sağlayabileceğini ifade etti. Ayrıca, denizaşırı pazarlarda lojistik destek merkezleri kurulmasının da ürün arzı güvenliği, düşük vergi ve esnek hareket kabiliyeti gibi açılardan faydalı olacağını vurguladı.
Yeşil Dönüşüm ve KKDİK
Yeşil dönüşüm odağında KOBİ’lerin bilgi ve finans anlamında desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Pelister, 1 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek olan Yeşil Mutabakat’ın sektör için zorluklar yaratabileceğini söyledi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından uygulanan KKDİK (Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması) düzenlemesinin de sektörü zorladığını ve yeterli insan kaynağı olmaması nedeniyle ertelenmesi gerektiğini ifade etti. Pelister, Yeşil Mutabakat’ın ertelenmesinin mümkün olmadığını ancak KKDİK’in ertelenerek sektörün nefes almasının sağlanabileceğini belirtti.
Ersin Kenan Kayalar: Katma Değerli Ürünlerle Rekabet
İKMİB Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Kenan Kayalar, Türkiye’de birçok sektörde olduğu gibi kimya sektöründe de ölçek sorunu olduğunu belirtti. Çin’deki büyük firmaların üretim kapasitelerinin Türkiye’deki üretimin çok üzerinde olduğunu ve bu durumun rekabeti zorlaştırdığını ifade etti. Çin’in Orta Doğu pazarına açılmaya başlamasının Türkiye için büyük bir tehlike olduğunu dile getiren Kayalar, Türkiye’nin katma değerli ürünler üreterek rekabet avantajı sağlaması gerektiğini vurguladı.
Orta Doğu’daki Dönüşüm ve Teşvikler
Kayalar, Orta Doğu’daki dönüşüme dikkat çekerek, Suudi Arabistan gibi ülkelerin birçok sektöre yatırım yaptığını ve imalat sanayisine yönelik teşvikler sunduğunu belirtti. Bu teşviklerin yatırımcılar için cazip hale geldiğini ve Türkiye’nin de vergi konusunda ihracatçıları desteklemesi gerektiğini ifade etti.
Sonuç
Kimya sektörü, Türkiye ekonomisi için stratejik bir öneme sahip. İhracattaki başarısını sürdürülebilir kılmak ve küresel rekabette öne çıkmak için sektörün desteklenmesi, hammadde bağımlılığının azaltılması ve katma değerli üretime odaklanılması gerekiyor. Ayrıca, yeşil dönüşüm sürecinde KOBİ’lerin desteklenmesi ve KKDİK gibi düzenlemelerin sektörü zorlamayacak şekilde uygulanması büyük önem taşıyor.