Küçük Aile Süt İşletmelerinde Üretim Maliyeti Büyük İşletmelere Göre Yüksek
Frankfurt School Of Finance Management tarafından yapılan son araştırmaya göre, Türkiye’deki küçük aile süt işletmelerinin üretim maliyetleri, büyük işletmelere kıyasla litre başına 1,68 TL daha yüksek. Bu durum, süt üretiminin büyük bir kısmını gerçekleştiren küçük işletmeler için önemli bir zorluk teşkil ediyor.
Üretim Maliyetlerindeki Farklılıklar
Araştırma, küçük aile süt işletmelerinde bir litre sütün üretim maliyetinin 22,38 TL olduğunu ortaya koyarken, büyük işletmelerde bu rakam 20,70 TL olarak belirlendi. Bu da küçük üreticilerin rekabet gücünü olumsuz etkileyen bir faktör olarak öne çıkıyor.
Süt üretiminin yaklaşık %85’inin küçük işletmeler tarafından yapıldığı düşünüldüğünde, bu maliyet farkının sektör üzerindeki etkisi daha da belirginleşiyor. Yüksek maliyetler, küçük üreticileri zor durumda bırakırken, çiğ süt fiyatlarının düşük seyretmesi de bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Çiğ Süt Fiyatlarındaki Dalgalanmalar ve Soruşturmalar
Uluslararası Tarım ve Finansman Uzmanı İbrahim Oğuz, Rekabet Kurumu’nun mayıs ayında çiğ süt alımı yapan 56 şirket ve bir derneğe soruşturma başlattığını hatırlatıyor. Ayrıca, Ticaret Bakanlığı’nın da 4 şirkete haksız ticaretten dolayı 58,3 milyon TL para cezası kestiğini belirtiyor. Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) yeni referans çiğ inek sütü fiyatını 17,15 TL’den 18,35 TL’ye yükseltme kararının da sektörü etkilediğini vurguluyor.
Oğuz’a göre, USK’nın ocak ayında çiğ süt referans fiyatını 17,15 TL olarak açıklamasının ardından, arzın artması ve tüketimin azalmasıyla sanayiciler süt alım fiyatını 13 TL’ye kadar düşürdü. Bazı bölgelerde ödeme vadelerinin 15 günden 60 güne kadar uzadığı da belirtiliyor. USK’nın üç aylık periyotlarla yeniden değerlendirme yapacağını belirtmesine rağmen, 8 ay sonra sadece %7’lik bir artışa gitmesi, çiğ süt üreticilerinde büyük hayal kırıklığı yaratmış durumda.
Maliyet Artışları ve Süt/Yem Paritesi
Süt fiyatlarını belirlemede önemli bir araç olan süt/yem paritesi incelendiğinde, ocak ayında 21 protein sanayi yeminin kilogram fiyatı 13,7 TL iken, bugün 14,5 TL’ye yükseldiği görülüyor. İbrahim Oğuz, çiğ süte yapılan zam ile yeme yapılan zammın paralel olduğuna dikkat çekiyor. Ancak, süt işletmelerinde maliyetin sadece sanayi yeminden ibaret olmadığı vurgulanıyor. Kaba yem, yonca, kuru otların maliyetleri, işletme sermayesi faizi, enerji, aşı, ilaç, vitamin, veteriner hizmetleri, işçilik ve ahır amortismanları gibi birçok kalem de maliyeti etkiliyor.
Temmuz ayında açıklanan Tarım ÜFE’sinin canlı sığır fiyat artışının yıllık %14,9, tarımsal ÜFE’nin ise yıllık bazda %28,9 arttığı belirtiliyor. Bu durum, üreticiler açısından diğer kalemlerdeki maliyet artışlarının da dikkate alınması gerektiğini gösteriyor.
Küçük İşletmelerin Verimsizliği ve Kalite Sorunları
Tarım sektöründe maliyet belirlemenin işletmeden işletmeye değiştiği için net bir rakamın ortaya konulmadığına dikkat çeken Oğuz, herkesin kendi menfaatlerine uygun maliyetler açıkladığını belirtiyor. Türkiye’deki süt işletmelerinin yaklaşık %85’inin küçük aile işletmelerinden oluştuğunu ve bu işletmelerin modernize olamamaları nedeniyle verimsiz olduklarını ifade ediyor. Yıllık süt sağım sürelerinin 250 ile 260 gün arasında olması ve konsantre yem tedarikinde dışa bağımlılıkları nedeniyle birim süt maliyetlerinin yüksek çıktığı vurgulanıyor. Ayrıca, süt kalitesinde de ciddi sorunlar yaşandığı belirtiliyor. Tüm bu olumsuz veriler, süt sanayicisinin fiyatlara baskılayıcı müdahalesi ile karşı karşıya bırakıyor.
Gelecek Beklentileri ve İflas Riski
İbrahim Oğuz, sanayici ve üretici açısından bakıldığında herkesin kendi cephesini haklı gördüğünü ve bu sürece nasıl gelindiğini şöyle açıklıyor: Faizlerin yüksek, enflasyonun azaltılmasının hedeflendiği ekonomik mekanizmanın işlediği dönemlerde sistemin düzelmesi için birilerinin bedel ödemek zorunda kalacağını belirtiyor. Yaşanan sürecin bedelini üretici de sanayici de ödemek istemiyor. Fiyat baskılanması devam ettiği sürece küçük ölçekli üreticilerin doğurgan özellikteki ineklerini kesime göndereceği ve verimsiz çalışan işletmelerin kapanmak zorunda kalacağı öngörülüyor. Bu durumun, sektörün tamamına büyük zarar verebileceği uyarısında bulunuluyor. Sanayicilerin de süte yapılan zammı bahane ederek fiyat artışlarını zorlayacağı düşünülüyor. Mevcut durumda, üreticiyi, tüketiciyi ve sanayiciyi koruyan hakkaniyetli bir çiğ süt fiyatı belirlemenin neredeyse imkansız hale geldiği ifade ediliyor.
Büyük ölçekli süt hayvancılığı işletmelerinin karlılıklarını artırmak için bir dizi önlem alabildiğini belirten Oğuz, yıllık süt sağım sürelerini 300 ile 305 güne çıkarabildiklerini söylüyor. Sanayiciden yüksek tonaj ve kaliteli süt arzı ile USK’nın fiyatından daha yüksek bir fiyat alabilme güçlerinin olduğunu bildiriyor. Yem gibi toplu alımlarda süt maliyetini düşürebiliyorlar. Ancak büyük çiftlikler; faizlerin yüksek olduğu dönemlerde işletme sermayesi faizi yükü altında ezilebiliyor. Zarar etmeme baskısı ile çiğ sütün alım fiyatlarını baskılamaktan başka bir çare bulamıyorlar.