Makine İhracatında Yavaşlama: İlk 7 Ayda Yüzde 0.9 Artış Kaydedildi
Türkiye makine sektörünün ihracat performansı, yılın ilk yedi ayında sınırlı bir artış gösterdi. Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu’nun değerlendirmelerine göre, Ocak-Temmuz döneminde makine ihracatı sadece yüzde 0.9 artarak 16,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu durum, sektördeki büyüme ivmesinin yavaşladığına işaret ediyor.
Üretim Ortamının Önemi ve Enflasyonla Mücadele
Kutlu Karavelioğlu, makine ihracatındaki sürdürülebilir başarının, Türkiye’deki üretim ve faaliyet ortamının uygunluğuna doğrudan bağlı olduğunu vurguladı. Özellikle, TL’nin döviz ihtiyacını karşılayabildiği ve ithalatı desteklediği mevcut sistemde, üretmeden enflasyondan kaçınılamayacağı gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Karavelioğlu, “Mevcut sistemde TL’nin bolca döviz almaya ve ithalata yettiğine dikkat çeken Karavelioğlu, bu durumun üretmeyerek enflasyondan kaçılamayacağı gerçeğini gizleyebildiğini bildirdi.”
Sektörün Finansman İhtiyacı ve Enflasyon Etkisi
Son beş yılda üretimini ikiye katlayan ve ihracatını 1.5 katına çıkaran makine imalat sektörünün, artan işletme sermayesi ihtiyacına kaynak ayırmanın enflasyonist bir etkisi olmayacağını savunan Karavelioğlu, bu durumun sektör için bir zorunluluk olduğunu ifade etti. Sektörün büyüme potansiyelini desteklemek adına yapılacak yatırımların, uzun vadede ekonomik büyümeye katkı sağlayacağı öngörülüyor.
Karavelioğlu, son 5 yılda üretimini ikiye, ihracatını 1.5’e katlayan makine imalat sektörünün, hızı artırılmış işletme sermayesi ihtiyacına kaynak ayırmanın enflasyonist etkisi olmayacağı gibi, bunun aynı zamanda zorunluluk olduğunu da aktardı.
Küresel Ticaret Müzakereleri ve Türkiye’ye Etkileri
ABD ile gümrük vergisi görüşmelerinde Avrupa Birliği’nin belirsizliğin maliyetine katlanmak yerine, mevcut kazançlarından fedakarlık etmeyi tercih ettiğini belirten Karavelioğlu, bu durumun Türkiye gibi ana tedarikçileri de etkileyeceğini söyledi. Belirlenen tarifelerin enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı kalması beklenirken, yatırım ve sanayi iklimindeki kırılganlığın devam ettiği vurgulandı.
Karavelioğlu, “Küresel sanayi PMI’ın Temmuz ayında yeniden daralma bölgesine inmesi, ticaret müzakereleri ve tarife belirsizliklerinin reel üretimi tahminlerin ötesinde baskıladığını gösteriyor” dedi.
Avrupa Birliği’nin İthalat Önlemleri
Avrupa Komisyonu’nun, ithalatı normalin dışında artan mal grupları ve ülkeleri belirlemek üzere bir çalışma grubu kurarak “ısı haritası” hazırlamasına değinen Karavelioğlu, AB’nin bu adımıyla, Türkiye’nin uzun zamandır dile getirdiği bir önlemi hayata geçirdiğini belirtti. AB’nin bu incelemeler sonucunda, iç pazarına sistemli biçimde taarruz eden mallara karşı ticari önlemler uygulayabileceği ifade edildi.
Karavelioğlu, Avrupa Komisyonu’nun ithalatı normalin dışında artan mal grupları ve ülkeleri belirlemek üzere kurduğu çalışma grubunun bir ısı haritası hazırladığına değindi.
Çin’e Bağımlılık ve Katar Anlaşması
Yılın ilk yarısında Çin’den yapılan makine ithalatında yüzde 18.1‘lik bir artış yaşandığını hatırlatan Karavelioğlu, küresel değer ve tedarik zincirinde Batı’nın önlem almaya çalıştığı Çin’e karşı Türkiye’nin bağımlılığının arttığını dile getirdi. Koruma önlemlerinin arttığı ve tarifelerin ticaret rotalarını değiştirdiği bir dönemde, Türkiye’nin ithalat politikasındaki esnekliğin, pazar dengelerini yerli üreticiler aleyhine bozabileceği uyarısında bulundu.
Katar ile imzalanan anlaşmanın Türkiye’nin genel dış ticaret dengesi için olumlu bir çerçeve sunmakla birlikte, makine sektörü özelinde dikkatle yönetilmesi gereken hassasiyetler içerdiğini belirten Karavelioğlu, Çin menşeli makinelerin Katar üzerinden millileştirilip sıfır gümrükle Türkiye’ye girmesi durumunda, uzun vadede “ticaret sapması” riskinin ortaya çıkabileceğini ifade etti. Karavelioğlu, bu tür etkileri hızlıca fark edecek bir erken uyarı mekanizmasının, hem iç rekabetin korunması hem de ana ihracat pazarlarındaki konforun sağlanması için bir güvence olacağını sözlerine ekledi.
Gelecek Beklentileri ve Sektörün Durumu
Yılın geri kalanında iç ve dış talepteki daralma ile birlikte, makine üzerindeki ithalat ve yüksek finansman maliyetlerinin etkisinin süreceğini vurgulayan Karavelioğlu, son 1.5 yıldır devam eden ve yılın ilk yarısında yüzde 6.5 olarak gerçekleşen makine üretimindeki daralmanın, sektörün kapasite kullanım oranlarını ve verimliliğini aşağı çektiğini belirtti. Ayrıca, sektörde yurt dışı ÜFE’deki yıllık artışın yüzde 33.3 gibi yüksek bir seviyeye ulaşmasının, uluslararası rekabet gücünü önemli ölçüde zayıflattığına dikkat çekti.
Karavelioğlu, “2026’ya farklı başlayabilmeliyiz” diyerek, sektörün geleceğine dair beklentilerini dile getirdi.