Sinoplu Balıkçılar Yeni Sezona Endişeyle Giriyor: Bakanlık Talebi Yükseliyor
Sinoplu balıkçılar, 15 Nisan’da başlayan av yasağının sona ermesiyle birlikte yeni sezona endişeli bir şekilde hazırlanıyor. 2025-2026 balık avı sezonu öncesinde sektörün ekonomik durumu hakkındaki kaygılar, balıkçıların en önemli gündem maddesi haline gelmiş durumda. Yüksek maliyetler, düşük balık fiyatları ve kota uygulamaları, balıkçıların karşı karşıya olduğu başlıca sorunlar olarak öne çıkıyor.
Balıkçılar Fiyatlardan Memnun Değil
Balıkçı Ramazan Keskin, sektördeki ekonomik sıkıntıları, “5 yıl önceki çinekop fiyatına balık satıyoruz” sözleriyle özetliyor. Bu durum, artan enflasyon ve girdi maliyetleri karşısında balık fiyatlarının aynı seviyede kalmasının, balıkçıların gelirlerini ciddi şekilde düşürdüğünü gösteriyor.
Yüksek Maliyetler Balıkçıları Zorluyor
Balıkçı Ertan Akbaş ise yüksek maliyetlere dikkat çekerek, “Mazot, personel giderleri, ağ ve teknelerin bakımı derken masraflarımız oldukça yüksek” diyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artış, personel giderleri ve diğer işletme maliyetleri, balıkçıların kâr marjlarını daraltarak geçimlerini zorlaştırıyor. Bu durum, sektördeki sürdürülebilirliği tehdit ederken, balıkçıların geleceğe yönelik endişelerini de artırıyor.
28 yıldır balıkçılık yapan Engin Terzi, sektördeki sorunları daha detaylı bir şekilde açıklıyor. Hamsi tutma kotasının konulması ve hamsi fiyatlarının artan maliyetlere rağmen aynı kalması, balıkçıların yaşadığı zorlukları gözler önüne seriyor. Terzi, “Normalde bu kayığa bin 400 ton kota verilmişti. Üç sene önce hamsi balığının kilo fiyatı 8 liraydı, KDV ile 10 lira ediyordu. Ancak son üç yılda her şeyde yüzde 200, yüzde 500 zam farkı oluştu. Ama dökme hamsinin fiyatı hala 10 lira” diyor. Kayığının aylık masrafının en az 7 trilyon lira olduğunu belirten Terzi, bu durumun sürdürülebilir olmadığını vurguluyor.
Kota Uygulamaları ve Hamsi Fiyatlarındaki Dengesizlik
Kota uygulamalarının esnetilmesi veya dökme fabrikalarının hamsiyi kilogramını 30 liradan alması gibi çözüm önerileri sunan Terzi, aksi takdirde sektörün daha da kötüye gideceği uyarısında bulunuyor. Mevcut durumda, balıkçılar hem kota sınırlamalarıyla avlanma miktarlarını kontrol altında tutmak zorunda kalıyor, hem de artan maliyetlere rağmen düşük fiyatlarla balık satmak zorunda kalıyor. Bu durum, sektördeki rekabet gücünü azaltırken, balıkçıların gelirlerini önemli ölçüde düşürüyor.
Terzi, geleceğe yönelik umutsuzluğunu, “Evladımdan kaçıyorum” sözleriyle dile getiriyor. Artan yaşam maliyetleri ve düşük gelirler, balıkçıların gelecek nesillere daha iyi bir yaşam sunma konusunda endişe duymasına neden oluyor. Ev fiyatlarının yüksekliği ve asgari ücretle geçinme zorluğu, gençlerin evlenip yuva kurma hayallerini bile zorlaştırıyor.
Terzi ayrıca, ekonomik eşitsizliklere de dikkat çekerek, “Geçmişten beri bazı kesim hep ezilir, bazı kesim hep kral gibi geçinir; aynı düzene gidiyoruz” diyor. Artan enflasyon ve alım gücünün düşmesi, dar gelirli vatandaşların yaşam standartlarını olumsuz etkilerken, zenginlerin daha da zenginleşmesine neden oluyor. Bu durum, sosyal adaletsizliği artırarak toplumda huzursuzluğa yol açıyor.
Balıkçılar Bakanlık Kurulmasını İstiyor
Balıkçı Ertan Akbaş, sektörün sorunlarına çözüm bulunabilmesi için balıkçılığın ayrı bir bakanlığı olması gerektiğini savunuyor. “Balıkçılığın bir bakanlığı olması gerekiyor” diyen Akbaş, bu sayede sektöre daha fazla destek sağlanabileceğini ve sorunlara daha etkili çözümler bulunabileceğini belirtiyor. Personel giderleri, bakım masrafları ve mazot giderlerinin çok yüksek olduğunu vurgulayan Akbaş, devletin sektöre el atmasıyla hem çalışanların hem de mal sahiplerinin memnun kalacağını ifade ediyor.
Akbaş, girdi maliyetlerindeki artışa da dikkat çekerek, “Bir sene önce aldığın bir ürün, bu sene ikiye katlanıyor. Masraflar yükseldiği için büyük sıkıntı yaşanıyor” diyor. Özellikle köpük gibi ambalaj malzemelerindeki fiyat artışları, balıkçıların maliyetlerini önemli ölçüde artırıyor.
Balıkçı Taner Ergün ise bu sezon palamuttan pek umutlu olmadığını belirterek, mezgit ve hamsi avına yöneleceklerini söylüyor. Ancak, masrafların yüksekliği ve yakıt giderleri, balıkçıların kâr elde etmesini zorlaştırıyor. Ergün, “Ülke ekonomisinden de umudumuz yok, balık ekonomisinden de” diyerek genel bir karamsarlığı dile getiriyor.
Yeni balıkçı Özgür Özbilen ise yer sıkıntısı ve balıkhanelerin balıkçılara az kazanç bırakmasından şikayet ediyor. Özbilen, ekonomik olarak hak ettiklerini almadıklarını ve balıkhanelerin daha fazla kazandığını ifade ediyor.
Gelecek Beklentileri ve Ekonomik Zorluklar
Balıkçı İbrahim Gündoğdu, çinekop ve mezgit avından umutlu olduğunu belirtirken, palamuttan çok bir beklentisi olmadığını söylüyor. Ancak, ekonomik olarak zor durumda olduklarını ve balık fiyatlarının yüksek olacağını ifade ediyor. Gündoğdu, vatandaşın alım gücünün düşük olması nedeniyle alışverişlerin kısıtlı olacağını ve kredi kartlarına yönelileceğini tahmin ediyor.
Gündoğdu, arz-talep dengesinin balık fiyatlarını etkilediğini ve maliyetlerin artmasının balıkçıların en büyük sorunu olduğunu vurguluyor. Geçen seneki ürünlerin fiyatının iki katına çıktığını ve mazot fiyatlarının yükseldiğini belirten Gündoğdu, işçi maliyetlerinin de arttığını ifade ediyor.
Sinoplu balıkçılar, yeni sezona endişeyle girerken, sektörün sorunlarına çözüm bulunması için yetkililerden destek bekliyor. Balıkçılığın ayrı bir bakanlık olması ve girdi maliyetlerinin düşürülmesi, sektörün sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıyor.