Teknikerler “Ara Eleman” Değil: Üretimdeki Kilit Rol ve Hak Ettikleri Değer
Türkiye’de mesleki eğitime ve teknik personele bakış açısının eleştirildiği bu yazıda, teknik eğitim almış bireylerin toplumdaki ve iş dünyasındaki hak ettiği değeri görmediği vurgulanıyor. Yazar, özellikle teknikerlerin “ara eleman” olarak nitelendirilmesinin yanlışlığına dikkat çekerek, bu durumun hem mesleki eğitime olan ilgiyi azalttığını hem de nitelikli iş gücünün kaybına yol açtığını belirtiyor.
Toplumsal Algıda Mesleki Eğitimin Yeri
Toplumda meslek liselerine yönelmenin küçümsenmesi, “iki yıllık okudu, üzülmeyin” gibi söylemlerle teknik eğitim alan gençlerin motivasyonunun düşürülmesi eleştiriliyor. Oysa yazarın da belirttiği gibi, meslek yüksekokullarındaki iki yıllık programlar, çoğu dört yıllık programdan daha yoğun, daha teknik ve daha uygulamalı bir eğitim sunuyor. Ancak toplumda diplomaya değil, diplomayla gelen unvana itibar edilmesi, bu eğitimin değerini gölgeliyor. Diplomayla gelen lakırdıya itibar ediyoruz.
Teknikerlerin Karşılaştığı Zorluklar
Sistem sadece eğitimle sınırlı kalmıyor. Teknikerler, iş hayatında da çeşitli zorluklarla karşılaşıyorlar. Bazı yöneticiler, teknik personeli görmezden geliyor, işverenler ise teknikerlerin bilgi birikimine değil, mühendislik diplomalarına göre maaş belirliyor. Bu durum, teknikerlerin motivasyonunu düşürerek, ya yurt dışına gitmelerine ya da mesleklerinden soğuyarak başka alanlara yönelmelerine neden oluyor. Kimse teknikere göz hizasından bakmıyor.
Ustalık Kavramına Yanlış Yaklaşım
Yazar, ustalık kavramına da farklı bir bakış açısı getiriyor. Sanayi çağını çoktan geçmiş bir toplumda, ustalık unvanının sadece “eli yatkınlık” olarak görülmesinin yanlış olduğunu vurguluyor. Ustalık, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı bir belgeye, eğitim sürecine ve sınav başarısına dayanan ciddi bir unvandır. Ustalık, yalnızca “eli tornavida tutan” değil; o tornavidayı belgeyle, bilgiyle, birikimle tutan kişinin unvanıdır.
Teknisyen ve Tekniker Ayrımı
Teknisyen ve tekniker kavramları arasındaki fark da net bir şekilde açıklanıyor. Teknisyenler, meslek liselerinden mezun olarak elde ettikleri diplomayla bu unvanı alırlar ve hem pratiğe hem de bilime yakın, sistem çözümlemesi yapabilen kişilerdir. Teknikerler ise üniversitelerin meslek yüksekokullarından mezun olan, akademik unvan taşıyan ve yüksek düzeyde uygulamalı bilgi gerektiren uzmanlardır. Teknikerler, sahada mühendis ile teknisyen arasında köprü kurar ve sistemin aklını sahaya indirirler. Tekniker; sahada mühendis ile teknisyen arasında köprü kurar, sistemin aklını sahaya indirir, sahadaki sorunu sistemin diline çevirir.
Uluslararası Örnekler
Yazıda, diğer ülkelerdeki teknikerlik mesleğinin değeri de vurgulanıyor. Almanya’da “staatlich geprüfter Techniker” olan bir kişi, üretim planlamasında yetkilidir ve bazı projelere imza yetkisi bile vardır. İsviçre’de “Techniker HF” (yüksek teknik uzman) unvanı bir uzmanlık seviyesi olarak düzenlenmiştir. ABD’de ise associate degree mezunu teknikerler sağlık, otomasyon, robotik gibi alanlarda yüksek gelir ve sorumlulukla çalışırlar. Finlandiya’da meslek yüksekokulu, üniversite kadar itibarlıdır.
Sonuç ve Öneriler
Sonuç olarak, Türkiye’de mesleki eğitime ve teknik personele bakış açısının değişmesi gerektiği vurgulanıyor. Teknikerlerin “ara eleman” olarak değil, “kilit insan” olarak görülmesi gerektiği belirtiliyor. Toplum olarak her unvana değer vermeli, her emek sahibine hakkını teslim etmeliyiz. “Ara eleman” diyerek sistemin kilit aktörlerini küçümseyen dilin yerine, “nitelikli teknik insan” diyerek yücelten bir kavram dünyasına geçmeliyiz. Sizin yeriniz asla “ara” değil, “merkez”dir. Aksi takdirde sanayi 4.0’ı konuşurken, eğitim 1.0’da kalmaya devam ederiz.
Yazı, Leonardo da Vinci’nin “Bilgi deneyimle başlar. Ama bilgi, belgesiz değilse sadece anıdır.” sözüyle son buluyor ve unvanın alın terinin tapusu olduğu vurgulanıyor.