Asgari Ücret Tespitinde Belirsizlik: Komisyon Yapısı Tartışması Sürüyor
Türkiye’de asgari ücret belirleme süreci, yıllardır süregelen bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Mevcut Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun yapısı ve işleyişi, işçi konfederasyonları tarafından eleştiriliyor. Üç büyük işçi konfederasyonu da komisyonun mevcut yapısının, işçilerin çıkarlarını yeterince temsil etmediği görüşünde birleşiyor. Bu durum, Aralık ayında başlayacak olan yeni asgari ücret belirleme çalışmalarında bir çıkmaza neden olabilir.
Komisyonun Yapısı ve İşleyişi Eleştiriliyor
Türk-İş temsilcisi Ramazan Ağar, komisyon yapısında bir değişiklik olmazsa, Aralık ayında başlayacak olan çalışmalara katılmayacaklarını net bir şekilde ifade etti. Bu, işçi tarafının mevcut komisyon yapısına duyduğu güvensizliğin somut bir göstergesi. Ekonomi kaynakları, hükümet tarafının herhangi bir öneri sunmadan toplantı yapmasının, anlamlı bir değişiklik beklentisini azalttığını vurguluyor. İşveren kanadı ise komisyonda bu aşamada bir değişiklik yapılmasına sıcak bakmıyor.
Hükümetin komisyona herhangi bir öneri sunmaması, sürecin zamana yayılarak, siyasi gerekçelerle ücretin belirlenmesine zemin hazırlanması olarak değerlendiriliyor. Bu durum, asgari ücretin belirlenmesinde işçi tarafının etkinliğini azaltıyor ve süreci daha da karmaşık hale getiriyor.
Tarihsel Veriler ve Mevcut Durum
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, yıllardır Türk-İş (işçi tarafı) ve TİSK (işveren tarafı) temsilcilerinin katılımıyla toplanıyor. Komisyon kararları genellikle hükümet ve taraflardan birinin oylarıyla alınıyor. Komisyon tarihinde, tüm tarafların kabulüyle sadece 6 kez ücret belirlenirken, 22 kez hükümet ve işveren oylarıyla, 2 defa da işçi ve hükümet oylarıyla sonuca ulaşıldı. Bu istatistikler, işçi tarafının süreçteki etkisinin sınırlı olduğunu açıkça gösteriyor.
Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, özellikle son iki komisyon toplantısında rahatsızlığını dile getirerek, sürece etki edemedikleri ve bu durumun yıpratıcı olduğunu belirtmişti. Bu kapsamda, HAK-İŞ ve DİSK tarafından da dile getirilen, konfederasyonların temsili ve komisyon oylamasına yönelik önerilere açık olduğunu ifade etmişti. Ancak, 20 Ekim 2025’e kadar bu konuda herhangi bir somut adım atılmadı.
İşçi Tarafının Talepleri ve Alternatif Modeller
İşçi tarafı, toplantılarda kamuoyuna açık olarak, salt çoğunluk yerine nitelikli çoğunluk sayılabilecek, işçinin etki edebileceği bir oylama oranı belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Mevcut durumda, bu talebin karşılanması zor görünüyor. Bu durumda, hakem veya daha üst bir yapının kararına başvurulması ihtimali ortaya çıkıyor. Ancak, hakem kurulu yapısının nasıl belirleneceği sorunu, komisyonla aynı sorunları taşıyor.
Bu zorluklar karşısında, Avrupa’da bazı ülkelerde uygulanan ücret belirleme modeli dikkat çekiyor. Bu modelde, hükümet taraf olmak yerine sadece koordinatör rolünü üstleniyor ve asgari ücret belirleninceye kadar işçi ve işveren müzakerelerini şart koşuyor. Bu model, örgütlü ve düzenli çalışma hayatının olduğu, asgari ücretli sayısının az olduğu ekonomilerde daha başarılı sonuçlar veriyor.
Yasal Çerçeve ve Mevzuat
Asgari ücret, İş Kanunu’nun (4857) 39. maddesinde düzenleniyor. Bu maddede komisyonun sayı ve şekline yönelik bir hüküm bulunmuyor. Sadece asgari ücretin bir komisyonca belirleneceği ve bu komisyonun Çalışma Bakanlığı ile Hazine Maliye Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle oluşumu ve çalışma usulünün belirleneceği belirtiliyor. Bu nedenle, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun oluşumu, üyeleri, oylama biçimine ilişkin herhangi bir değişiklik, yönetmelikle yapılabiliyor.
Asgari Ücret Yönetmeliği’ne göre komisyon, hükümet, en fazla üyeye sahip işçi konfederasyonu ve en fazla üyeye sahip işveren konfederasyonunun göstereceği 5’er üyeden kuruluyor. Komisyonun çalışmaya başlaması, Çalışma Bakanlığı’nın çağrısıyla gerçekleşiyor. Yönetmeliğe göre 10 üyenin katılımıyla komisyon toplanabiliyor ve katılanların salt çoğunluğuyla karar alabiliyor. Komisyon kararlarına karşı hakem ya da başka itiraz yolu bulunmuyor.
Asgari Ücretin Artan Önemi
Asgari ücret belirlenme yöntemi ve komisyon yapısı her dönem tartışılıyor. ILO dahil birçok kurum ve kuruluş, asgari ücretin sadece beslenme ve sağlıklı çalışmayı sağlama değil, barınma, eğitim, kültür dahil bir geçinme ücreti olması gerektiğini savunuyor. Ancak, DİSK-AR ve çeşitli akademik çalışmalara göre, çalışanların neredeyse yarısı asgari ücretli hale geldi. Bu durum, asgari ücret belirleme çalışmalarını teknik bir hesap olmaktan öteye, özel sektör çalışanlarının neredeyse yarısının toplu sözleşmesi haline getirdi.
Bu durum, işçi ve işveren konfederasyonları tarafından eleştiriliyor. İşçi tarafının grev veya eylem gibi zorlayıcı unsurları bulunmuyor. Komisyonun ücret belirlemesinde bağlayıcı olabilecek unsurlar bulunsa da, “günün ekonomik koşullarının gözetilmesi” hükmüyle bütün teknik unsurlar ortadan kalkıyor. Bu durum, hesabın yapılabileceği ve tüm tarafların itirazlarını sınırlayabilecek bir ücret kriterinin olmaması anlamına geliyor.
Gelecek Beklentileri ve Olası Senaryolar
Asgari ücret belirleme sürecindeki bu belirsizlik, önümüzdeki dönemde yaşanacak müzakerelerin zorlu geçeceğine işaret ediyor. İşçi tarafının komisyon yapısında değişiklik talebi karşılanmazsa, sürecin tıkanma ihtimali bulunuyor. Bu durumda, hükümetin arabuluculuk rolü üstlenerek, uzlaşma zemini yaratması bekleniyor. Aksi takdirde, asgari ücretin belirlenmesi, siyasi tartışmaların gölgesinde kalabilir ve işçi kesiminde memnuniyetsizliğe yol açabilir.
Önümüzdeki süreçte, hükümetin, işçi ve işveren temsilcilerini bir araya getirerek, ortak bir zemin bulmaya çalışması büyük önem taşıyor. Avrupa modelindeki gibi, hükümetin koordinatör rolünü üstlenerek, tarafların müzakere etmesini sağlaması, daha adil ve sürdürülebilir bir asgari ücret belirleme sürecine katkı sağlayabilir.