TCMB Enflasyon Raporu ve Döviz Kurları: Yabancı Sömürüsü İddiaları Tartışması
Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, Şans Sohbetleri’nde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son enflasyon raporunu ve döviz kurlarını mercek altına aldı. Tartışmada, carry trade işlemleri, döviz rezervleri, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye ilgisi ve altın fiyatlarındaki beklentiler gibi önemli konular ele alındı.
Merkez Bankası’nın Para Politikası ve Döviz Kurları
Hakan Güldağ, TCMB’nin “tahmin” ve “ara hedef” ayrımını olumlu bulduğunu ifade ederken, Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın “düşük bir miktarda TL değerlenmesi ya da pek kayda geçmeyecek oranda bir TL değersizleşmesi görebilirsiniz” sözlerine dikkat çekti. Güldağ, bu açıklamayı “kur üzerindeki baskı hafifletilecek” şeklinde yorumladı.
Ali Ağaoğlu ise ana politikada bir değişiklik işareti olmadığını belirterek, pozitif reel faiz verildiği sürece TL’ye olan iltifatın devam edeceğini vurguladı. Ayrıca, Başkan Yardımcısı Hatice Karahan’ın döviz rezervlerini güçlendirme hedefi doğrultusunda Merkez Bankası’nın piyasadan 600 milyar lira para çektiğini belirtti. Bu durum, Merkez Bankası’nın döviz alıp TL vererek, piyasada oluşabilecek sorunları engellemek amacıyla TL’yi sterilize ettiğini gösteriyor. Ağaoğlu, Merkez Bankası’nın şu anda döviz alıcısı olduğunu ve kurda büyük ve sert hareketler beklemediğini ifade etti.
Güldağ, kurda hassas ayarın TL’den dövize yönelim olup olmamasıyla belirleneceğini ve Merkez Bankası’nın rezervleri kontrol etme gücünün olduğunu ancak dışarıdan para çekilemediğini belirtti. Gelen paranın daha önce çıkıp dışarıya park eden para olduğunu ve yabancı yatırımcıların “şimdi dövizi tutuyorsunuz ama sonra birden bırakırsanız, benim yatırım heba olur” endişesiyle uzak durduğunu dile getirdi. Güldağ, gelenlerin çoğunlukla carry trade yapan yatırımcılar olduğunu ve uluslararası yatırım bankalarından “TL değer kaybediyor” uyarıları geldiğini de sözlerine ekledi.
Yabancı Sömürüsü İddiaları ve Carry Trade Gerçeği
Ağaoğlu, rezervlerde 19 Mart’taki kayıpların önemli bir kısmının teknik olarak telafi edildiğini, bu telafinin ihracatçılardan alınan zorunlu döviz dönüşlerinden ve reeskont kredilerinin ödemelerinden kaynaklandığını belirtti. Yabancıdan gelen paranın çok düşük olduğunu, yılbaşından bu yana gelen yaklaşık 18-20 milyar doların 13-14 milyar dolarının geri çıktığını ve Türkiye’de kalan yabancı paranın 3-4 milyar doları geçmediğini vurguladı.
Ağaoğlu, “Yabancı Türkiye’yi sömürüyor” şeklindeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını, carry trade yapanların yüzde 85-90‘ının Türkler olduğunu ve kazancın aslan payının da Türklerde kaldığını ifade etti. Carry trade’in düşük faizli para biriminden borçlanıp yüksek faizli para birimine yatırım yaparak reel faiz kazanmak olduğunu ve bu paranın yabancıya değil, Türk şirketlerine verildiğini belirtti. Türk şirketlerinin döviz kredisine geçmesinin de teknik olarak carry trade olduğunu ve Türkiye’ye ciddi bir yabancı ilgisinin olmadığını, yabancıların swap, hisse, tahvil yatırımlarının oldukça sınırlı olduğunu vurguladı. Ağaoğlu, carry trade’in esasını Türklerin yaptığını söyledi.
Altın ve Gümüş Piyasalarındaki Düzeltme
Hakan Güldağ’ın altınla ilgili beklentilerini sorması üzerine Ağaoğlu, altın, gümüş ve euro/dolar paritesinin önemli sayılacak bir düzeltme dönemine girdiğini belirtti. Trump-Putin görüşmesinin devamındaki gelişmelerin etkili olacağını, ateşkes sağlanırsa altın ve gümüş tarafında bir miktar düzeltme olabileceğini, Fed’in faizi hemen indirmeyeceği beklentisiyle bu düzeltmenin 3275 dolar seviyesinin altına sarkabileceğini ifade etti. Gümüşte 36,75-37,25 bandında bir düzeltme içinde olunduğunu, işler sarpa sararsa yeni bir rekor altın fiyatının mümkün olduğunu, kısa vadede faiz indirimleri ve jeopolitik gelişmelerin altın için belirleyici olacağını sözlerine ekledi.
Petrol Fiyatları ve TCMB’nin Tahmini
Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda petrol fiyatlarına ilişkin tahminini yukarıya çekmesi üzerine Ağaoğlu, İran-İsrail gerilimindeki 12 günlük çatışmadan dolayı 77 dolara çıktığı seviyelerin baz alınmış olabileceğini, bu yıl için petrol fiyatını 65,8 dolardan 69,8 dolara, 2026 yılı için de 60,6 dolardan 64,4 dolara yükselttiklerini belirtti. Ağaoğlu, 70 dolar varil başına petrol fiyatının kendisine yüksek geldiğini, jeopolitik gerilimlere rağmen, çok uç bir gelişme olmazsa, petrol fiyatlarının aşağı gitmeye devam edeceğini ve önümüzdeki yıl 55 dolara kadar düşeceğini tahmin ettiğini söyledi. Merkez Bankası’nın tahminini yükseltmesinin bankanın stratejik bir tercihi de olabileceğini ifade etti.
Güldağ’ın “işini kış tut da, yaz çıkarsa bahtına misali mi?” sorusu üzerine Ağaoğlu, Merkez Bankası’nın petrol fiyatlarını yukarıda tutup kendine bir “yastık” hazırlamak ve sonra da “gerek kalmadı” diyerek bunu pozitif yönde kullanmak istiyor olabileceğini dile getirdi.
Bu tartışma, TCMB’nin para politikası, döviz kurları, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışı ve küresel emtia piyasalarındaki gelişmeler hakkında önemli içgörüler sunuyor. Özellikle, “yabancı sömürüsü” iddialarına karşı yapılan açıklamalar, carry trade işlemlerinin karmaşık yapısını ve bu işlemlerden elde edilen kazancın büyük ölçüde Türk yatırımcılara ait olduğunu vurguluyor.