Altın Rallisi: Yükselişin Nedenleri, 2025 Beklentileri ve Gelecek Projeksiyonları

Altın Rallisi: Yükselişin Nedenleri, 2025 Beklentileri ve Gelecek Projeksiyonları
Tepki Ver

Altın, 2024’ün ortalarından itibaren dikkat çekici bir performans sergileyerek yatırımcıların gözdesi haline geldi. ABD Merkez Bankası’nın (FED) eylül ayında beklenen 25 baz puanlık faiz indirimi beklentisi, altına olan güvenli liman talebini artırarak, fiyatların tarihi zirvelere ulaşmasına zemin hazırladı. Küçük düşüşlerde bile görülen alım iştahı, ana trendin yükseliş eğiliminde olduğunu teyit ediyor.

Altın Fiyatlarındaki Dönüşüm: Dip Noktasından Zirveye

Altının onsu, 2022’nin ekim ayında 1.635 dolara kadar gerilemişti. Pandemi döneminde ve sonrasında, özellikle 2021-2022 yıllarında FED başta olmak üzere dünya genelindeki merkez bankalarının enflasyona karşı uyguladığı agresif faiz artışları ve doların değer kazanması, altın üzerinde baskı oluşturmuştu. Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşına rağmen altın, parasal sıkılaştırma politikaları nedeniyle zorlu bir dönem geçirmiş ve 2021’i %4, 2022’yi ise %1 değer kaybıyla tamamlamıştı.

Altının Yükselişindeki Temel Faktörler

Forbes Türkiye’den Levent Gürses’in derlediği bilgilere göre, 2025’te altın, yılbaşından 22 Eylül’e kadar olan süreçte %42’lik bir değer artışı göstererek bitcoin ve borsalar dahil olmak üzere tüm varlık sınıflarını geride bıraktı. 22 Eylül’de aralık vadeli altının onsu 3.753 dolara ulaştı. Bu, son bir yılda %43, son üç ayda %11 ve son bir ayda %10‘luk bir yükselişe işaret ediyor. 2022’deki dip noktadan bu yana ise %130‘luk bir getiri söz konusu.

Peki, bu etkileyici yükselişin arkasında yatan nedenler neler? Nisan ayının başlarında onsu 2.975 dolar seviyesindeyken ivme kazanan altını hızla yükselten üç ana faktör şu şekilde sıralanabilir:

  • Trump Döneminin Gümrük Vergileri ve Küresel Kaos: Artan ticaret gerginlikleri, enflasyonist baskıları artırarak “stagflasyon kokteyli” olarak adlandırılan bir duruma zemin hazırladı.
  • İnatçı Enflasyon ve Ilımlı FED Politikaları: ABD’de faiz indirim beklentileri doları zayıflatarak altını yabancı alıcılar için daha cazip hale getirdi. Dünya genelinde faiz oranlarının düşmesi, altını elde tutmayı daha avantajlı hale getirdi.
  • Artan Fiziki Talep: Asya ve gelişmekte olan piyasalardaki merkez bankaları, rezervlerini istikrarlı bir şekilde artırarak dolardan uzaklaşıyor.

Dolar endeksi, yılbaşındaki 109 seviyesinden eylül ayında 97 seviyesine geriledi. Dünya genelinde birçok ekonominin borç yükü artarken, yatırımcılar mevcut ekonomik düzenin sürdürülebilirliğini sorgulamaya başladı.

ETF’lerin Rolü ve Güvenli Liman Algısı

Altın borsa yatırım fonları (ETF’ler) da yükselişte önemli bir rol oynadı. Bu fonlara olan girişler, yılların en yüksek seviyesine ulaştı. Yatırımcılar ETF birimleri satın aldıkça, sağlayıcılar bunları desteklemek için fiziksel külçe satın almak zorunda kalıyor ve bu durum kendi kendini güçlendiren bir döngü yaratıyor.

Belirsizlik ve çalkantılı dönemlerde yatırımcıların güvenli limanı olarak görülen altın, fiziksel olarak sahip olunabilen ve depolanabilen bir emtia olması nedeniyle de tercih ediliyor. Hükümetlere ve finans kurumlarına güvenmeyen yatırımcılar için altın, güvenilir bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Ünlü Yatırımcıların Uyarıları ve Hindistan’daki Düğün Sezonu Etkisi

ABD’li ünlü yatırımcı Ray Dalio’nun uyarıları da altına olan ilgiyi artırdı. Dalio, ABD’nin borç yükünün sürdürülemez hale geldikçe altın ve diğer somut varlıkların değer kazanacağını belirtiyor. ABD’nin borcu 37 trilyon doları aşmışken ve harcamalarda herhangi bir kısıtlama görünmezken, Dalio geçmişteki döviz krizlerinin sinyallerini gördüğünü vurguluyor.

Altının rekor yükselişini tetikleyen bir diğer faktör ise, 1,46 milyar nüfuslu ve dünyanın en büyük ikinci altın tüketicisi olan Hindistan’da her yıl alım çılgınlığı yaratan düğün sezonunun başlaması. Her yıl yaklaşık 10 milyon düğünün yapıldığı Hindistan’da, ekim ayında kutlanacak önemli bayramlar öncesinde fiziki altın piyasası oldukça hareketli.

ABD’de tüketici güveninin azalmaya başlaması da altın fiyatlarına olumlu yansıyor. Tüketici güveni ağustos ayındaki 58,2’den eylül ayında son altı ayın en düşük seviyesi olan 55,4’e geriledi. Bu karamsarlık, altın gibi “gerçek” varlıklara olan talebi artırıyor.

Gelecek Beklentileri: Ons Başına 4.000 Dolar ve Üzeri Senaryolar

Bazı analistler, altının önümüzdeki yıl ons başına 4.000 ABD dolarına veya üzerine çıkma potansiyeli görüyor. Yatırım bankası Goldman Sachs, kurumsal yatırımcıların elinde tuttuğu ABD Hazine tahvillerinin sadece %1’ini altına kaydırması durumunda, fiyatların ons başına 5.000 dolara ulaşabileceğini öngörüyor.

JPMorgan da FED’in faiz indirim döngüsü ve yatırımcı talebinin etkisiyle, bu yılın dördüncü çeyreğinde ons başına 3.800 dolara ulaşılacağını ve gelecek yılın ilk çeyreğinde 4.000 doların aşılacağını tahmin ediyor. JPMorgan, FED’in bağımsızlığının zedelenmesi ve tahvillerden altına kayış gibi “aşırı senaryolarda” fiyatların iki çeyrek yıl içinde 5.000 doları aşabileceğini belirtiyor.

İsviçreli banka UBS ise, faiz indirimleri ve doların zayıflamasına dikkat çekerek, 2025 yılsonu için altın fiyat hedefini 300 dolarlık artışla ons başına 3.800 dolara, 2026 ortası için ise 200 dolarlık yükselişle ons başına 3.900 dolara çıkardı.

Tepki Ver
Yazar Profili
Businews Yönetici Tüm Yazılar

Kullanıcıya ait herhangi bir sosyal medya veya iletişim bilgisi bulunmamaktadır.

9609 Yazı

Benzer Yazılar