Türkiye’nin Enerji Dengesi: Rusya Bağımlılığı, ABD LNG Anlaşmaları ve Trump’ın Çağrısı
Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve dış politika dengesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yaptığı çağrı ile yeniden gündeme geldi. Trump, Türkiye’nin Rusya’dan petrol alımını sonlandırmasını talep ederek, Rusya-Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik ekonomik baskı stratejisini devreye sokmak istedi. Bu talep, NATO üyeleri arasındaki enerji tartışmalarını alevlendirirken, Türkiye’nin enerji kaynak çeşitliliği ve dışa bağımlılık konularındaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye’nin Rusya ile Enerji İlişkisi: Bağımlılık Yüksek Boyutta
Türkiye, enerji ihtiyacını karşılamada dış kaynaklara büyük ölçüde bağımlı durumda. Özellikle Rusya, Türkiye’nin enerji denkleminde kritik bir rol oynuyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, 2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin Rusya’ya ham petrol ve petrol ürünleri ithalatındaki bağımlılığı yüzde 66 gibi yüksek bir seviyede. Doğal gazda ise bu oran yüzde 41 seviyesinde. Rusya, dünya üzerindeki ispatlanmış doğal gaz rezervlerinin yaklaşık beşte birine sahip olmasıyla, Türkiye için önemli bir tedarikçi konumunda bulunuyor.
DW’nin derlediği bilgilere göre, geçen yıl itibarıyla dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 16’sını ABD sağlıyor. Rusya ise stratejik kararlar alarak, Avrupa Birliği (AB) ve ABD dışındaki büyük hacimde petrol ve doğal gaz ithalatı yapan Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelere düşük fiyat ve uygun ödeme koşulları sunarak, ambargoların etkisini, kısmen de olsa azaltmayı ve yeni piyasalara erişmeyi başarabiliyor. Türkiye, son yıllarda, AB ambargoları nedeniyle sıkışan Rusya’dan uluslararası piyasa fiyatının dönemsel olarak yaklaşık yüzde 10-15 altında fiyatlarla ham petrol ve petrol ürünü ithal ediyor.
NATO İçinde Rusya Tartışması ve Türkiye’nin Konumu
Trump’ın çağrısı, NATO içinde Rus ham petrolünü halen ithal eden sınırlı sayıdaki ülke tartışmasını da yeniden alevlendirdi. Macaristan ve Slovakya Druzhba boru hattı istisnası kapsamında alıma devam ederken, Türkiye deniz yoluyla tedarik eden tek NATO ülkesi olarak öne çıkıyor. Hacim bakımından en büyük alıcı da Türkiye olması, ülkenin bu konudaki stratejik önemini artırıyor.
ABD ile LNG Anlaşmaları: Kaynak Çeşitliliği Arayışı
Türkiye, petrol tarafındaki yüksek bağımlılığa karşın doğal gazda kaynak çeşitliliğini artırmak amacıyla ABD merkezli ve küresel şirketlerle yeni LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) anlaşmaları imzaladı. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar’ın duyurduğu anlaşmaya göre BOTAŞ, Mercuria ile 2026’da başlayacak 20 yıllık bir LNG tedarik sözleşmesi yaptı. Yıllık yaklaşık 4 milyar metreküp teslimatla toplam 70 milyar metreküp eşdeğeri LNG hedefleniyor. Ayrıca Woodside Energy ile dokuz yıllık yaklaşık 5,8 milyar metreküp LNG için ön anlaşma açıklandı. Bu anlaşmalar, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini artırma ve Rusya’ya olan bağımlılığı azaltma hedeflerine hizmet ediyor.
LNG’nin Maliyeti ve Türkiye’ye Etkileri
Petrol ve LNG, farklı pazarlarda ve farklı ölçütlere göre fiyatlandırıldığı için doğrudan bir karşılaştırma yapmak zor. Ancak enerji eşdeğeri üzerinden yapılan değerlendirmelerde, son dönemde LNG’nin birim enerji başına maliyeti çoğu zaman petrole yakın veya üzerinde oluşuyor ve fiyatı daha oynak seyrediyor. Bu durum, Türkiye açısından LNG portföyü arz güvenliğini artırsa bile maliyet tarafında dalgalanmaya daha açık bir yapı anlamına geliyor.
Türkiye’de doğal gaz faturaları, farklı tedarik sözleşmelerindeki farklı formüllere göre belirleniyor. Bu formüllerde bazı petrol ürünleri endeksleri ile spot piyasadaki vadeli fiyatlar (Avrupa’daki TTF, ABD’de Henry Hub) birlikte ya da ayrı ayrı rol oynayabiliyor. Uzun vadeli boru gazı kontratlarında yıllarca petrol endeksli fiyatlar yaygındı; son yıllarda spot piyasa endeksli oran arttı. Spot LNG alımlarında ise teslim tarihlerindeki vadeli fiyatlar esas alınıyor. Elektrik üretiminde doğal gaz önemli bir girdi olmaya devam ediyor; payı yıllara ve mevsimlere göre değişse de bazı dönemlerde beşte bir seviyesine yaklaşabiliyor.
Türkiye’nin Enerji İthalat Kanalları ve Gelecek Beklentileri
Türkiye doğal gazı beş boru hattı üzerinden ikili anlaşmalarla ithal ediyor: Mavi Akım ve TürkAkım (Rusya), Tebriz-Ankara (İran), BTE/Güney Kafkasya Hattı (Azerbaycan) ve Türkiye içinden geçen TANAP (Azerbaycan gazını Avrupa’ya taşıyan hattın Türkiye kesimi). LNG ise uzun vadeli ve spot kargolarla deniz yolundan geliyor; son yıllarda ABD başta olmak üzere Cezayir, Nijerya, Katar ve Mısır, Türkiye’nin öne çıkan LNG tedarikçileri arasında. 2025’te BOTAŞ’ın Mercuria ve Woodside anlaşmaları da bu sepeti genişletti.
Uluslararası Enerji Ajansı’na göre ABD’nin Türkiye gaz portföyündeki payı son yıllarda yüzde 10 bandına yükseldi. Uzmanlar yeni uzun vadeli LNG anlaşmalarıyla bu oranın yüzde 15 civarına çıkmasını bekliyor.
Sonuç: Türkiye’nin Enerji Güvenliği ve Dış Politika Dengesi
Trump’ın Rus petrolüne ilişkin çağrısı, Ankara’nın enerji güvenliği ile dış politika/finans dosyalarını eşzamanlı yönetme zorunluluğunu yeniden görünür kıldı. Çağrının bütünüyle hayata geçirilmesi ise kısa vadede motorin başta olmak üzere ürün arzında baskı yaratabilir. İç fiyatlarda yukarı yönlü hareket görülebilir. Türkiye, petrolde Rusya’ya yüzde 66 seviyesindeki bağımlılığını azaltmak için alternatif sepeti büyütmek zorunda; doğal gazda ise ABD merkezli LNG anlaşmaları etkisiyle arz güvenliği ve kaynak çeşitliliği artıyor. Ancak LNG’nin göreli pahalı ve oynak yapısı, kısa vadede boru gazını tamamen ikame etmeyi maliyetli kılıyor. Ankara’nın dengesi; yaptırım riski, ticari koşullar ve iç fiyat istikrarı arasında kurulacak.