Ar-Ge ve Teknokent Avantajınızı Yatırıma Dönüştürün: Kritik Yükümlülükler
Türkiye’de Ar-Ge ve teknoloji geliştirme faaliyetlerini teşvik etmek amacıyla sunulan Ar-Ge indirimi ve Teknokent kazanç istisnası gibi önemli mali avantajlar, işletmeler için büyük fırsatlar sunmaktadır. Ancak, bu avantajlardan yararlanan şirketlerin dikkat etmesi gereken önemli bir yükümlülük bulunmaktadır: Ayrılan fonların yatırıma yönlendirilmesi. Yeminli Mali Müşavir Hülya Sucu Duyan’ın belirttiği gibi, bu yükümlülük, sağlanan mali avantajların gerçekten Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerine geri dönmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Yükümlülüğün Kapsamı ve Sınırları
4691 sayılı Kanun kapsamındaki Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (Teknopark) şirketleri ile 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri bu yükümlülük kapsamındadır. Bu şirketler, yararlandıkları indirim veya istisna tutarının %3’üne karşılık gelen bir tutarı özel bir fona ayırmak ve bu fonu belirlenen yatırım araçlarına yönlendirmek zorundadırlar. Ancak, getirilen bu yükümlülüğün yıllık bir sınırı bulunmaktadır. Ar-Ge indirimi veya teknopark kazanç istisnası toplamı ne kadar yüksek olursa olsun, fon hesabına aktarılacak azami tutar yıllık 100 milyon Türk Lirasını aşamayacaktır.
Özel Fona Alma İşleminin Muhasebeleştirilmesi
Özel fona alma işleminin muhasebeleştirilmesi sürecinde dikkat edilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır. Mevzuatta, özel fona alma işleminin kayıt zamanlamasına ilişkin açık bir sınırlama bulunmamakla birlikte, Maliye Bakanlığı uygulamalarına bakıldığında, işlemin beyannamenin verilme zamanına kadar yapılmasının uygun olacağı belirtilmektedir. Yararlanılan indirim veya istisna tutarının %3’üne karşılık gelen tutar, pasifte geçici bir “54x” kodlu geçici bir hesapta izlenir. Fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar fon alımı gerçekleştiğinde, fonun niteliğine göre 11x veya 24x hesaplara kayıt yapılır.
Enflasyon Muhasebesi Karşısındaki Durum
Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde, ayrılan fonların değerinin korunması büyük önem taşımaktadır. Tebliğ açıklamasına göre, 4691 sayılı Kanununun Ek 3’üncü maddesi ile 5746 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi kapsamında oluşturulan fon hesapları, düzeltilme sonrası bilançoda yer alacak öz sermaye kalemleri arasında sayılmıştır. Düzeltme tarihi olarak “Deftere Kayıt Tarihi” esas alınır. Bu kapsamda fonların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmasıyla reel değerinin korunması amaçlanmaktadır.
İndirimden Yararlanmayanlar
Ar-Ge ve Tasarım İndirimi ile TGB kazanç istisnası arasında, fon ayrılmasına ilişkin uygulamada bazı farklılıklar bulunmaktadır. TGB’inde elde edilen kazançlar, kurum kazancı zarar ile sonuçlansa dahi yıllık beyanname üzerinde istisna olarak dikkate alınır. Bu kapsamda, istisna tutarının 2 milyon Türk Lirasının üzerinde gerçekleşmesi halinde, fon ayrılması zorunludur. Buna karşılık, Ar-Ge ve Tasarım İndirimi, yalnızca kurum kazancının bulunması durumunda beyanname üzerinden indirilebilen bir vergi avantajıdır. Kazancın yetersizliği nedeniyle beyanname üzerinde indirim konusu yapılamayan tutarlar ise sonraki yıllara devredilmekte ve takip eden yıllarda, 213 sayılı VUK uyarınca her yıl belirlenen yeniden değerleme oranı dikkate alınarak endekslenmekte ve indirilebilmektedir. Dolayısıyla, kazanç yetersizliği sebebiyle beyanname üzerinde Ar-Ge ve Tasarım indiriminden yararlanamayan mükelleflerin, ilgili yılda fon ayırma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, devredilen tutarlar takip eden yıllarda güncellenmiş değerleriyle dikkate alınır ve kazanç oluşması halinde indirim konusu yapılabilir.
Fon ile Yapılacak Yatırımlar
Ayrılan fonların, geçici hesabın oluştuğu yılın sonuna kadar belirli alanlara yatırılması gerekmektedir. Bu alanlar şunlardır:
- Türkiye’de yerleşik girişimcilere yatırım yapmak üzere kurulmuş girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması
- Girişim sermayesi yatırım ortaklıkları
- 4691 sayılı Kanun kapsamındaki kuluçka merkezlerinde faaliyette bulunan girişimcilere sermaye olarak konulması
Fon Ayırma Zorunluluğu ve Yatırımların Elde Tutulma Süresi
5746 Sayılı kanun ve 4691 sayılı Kanun’da yer alan düzenleme yürürlükte olduğu sürece ve mükellefin belirtilen istisna/indirimlerden beyanname üzerinden yararlanmaya devam ettikçe, her yıl fon ayırma ve fonun belirlenen yatırım alanlarına yönlendirilmesi zorunluluğu da devam edecektir. Yasal düzenlemeler, geçici fon hesabına alınan yatırımların ne kadar süreyle elde tutulacağına ilişkin herhangi bir hüküm içermemektedir. Düzenlemenin amacı, girişim sermayesi yatırım fon ve ortaklıklarını, kuluçka merkezlerindeki yatırımları ve yenilik odaklı girişimleri desteklemek olduğundan, bu yatırımların orta ve uzun vadeli nitelikte olması öngörülmektedir. Ancak, mevzuattaki bu boşluk nedeniyle söz konusu yatırımların satılması, devredilmesi, elden çıkarılması veya işletmeden çekilmesi önünde herhangi bir yasal engel bulunmuyor.
Yatırım Yapılmazsa Yaptırımlar
Fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar, ayrılan fon tutarının kanunda sayılan menkul kıymetlere yatırılmaması halinde, 5746 ve 4691 sayılı Kanunlar kapsamında yıllık beyanname üzerinden yararlanılan indirim/istisna tutarının %20’si, o yılda yararlanılan gelir ve kurumlar vergisi istisnasına dahil edilmeyecektir. Bu durumda, zamanında alınmayan vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın tarh edilecektir. Örneğin, 2024 yılında 10.000.000 TL Ar-Ge indiriminden yararlanan firmanın, ayrılması gereken fon tutarı 300.000 TL (10.000.000x%3) olacaktır. Fon yatırıma dönüştürülmediğinde ise 2.000.000 TL (10.000.000x%20) tutarı üzerinden hesaplanan vergi ile normal tahakkuk esaslarına göre gecikme faizi tahsil edilebilir. Ayrılan fon yatırıma kısmen dönüştürüldüğünde, dönüştürülmeyen kısma isabet eden indirim/istisnanın %20’si, o yılda yararlanılan gelir ve kurumlar vergisi istisnasına dahil edilmez yani orantılı olarak hesaplanır, indirim/istisna dışı bırakılarak vergilendirilir.
Yatırıma Dönüştürülen Menkul Kıymetlerin Değerlemesi
Tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr payları ve söz konusu katılma paylarının fona iadesinden doğan gelirler ile bu fonların katılma paylarının VUK kapsamında değerlenmesinden kaynaklanan değer artış kazançları, kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. GSYO ile kuluçka merkezinde faaliyette bulunan girişimcilere sermaye olarak konulduğunda, iktisap edilen menkul kıymetler hisse senedi niteliği taşır ve hisse senetleri alış bedeliyle değerlemeye tabi tutulur. Hisse senetlerinden elde edilen kâr payları ve söz konusu katılma paylarının iadesinden doğan gelirler kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. GSYF’larının değerlemesi sonucu çıkan olumlu fark; gelir kaydedilerek Geçici ve Kurumlar Vergisi Beyannamesi üzerinde KVK’nun 5/1-a-3 maddesi uyarınca istisnaya konu edilir, olumsuz fark ise; ortaya çıkan zarar, KVK’nun 5/3 maddesi uyarınca KKEG olarak dikkate alınır.
Sonuç: Vergisel Risklerden Kaçınmak İçin Zamanında Yatırım Yapın
Sonuç olarak, yararlandıkları Ar-Ge indirimi ve Teknokent istisnası tutarı 2 milyon Türk Lirası ve üzerinde olan mükelleflerin bu tutarlar üzerinden ayırdıkları fonları, herhangi bir vergisel riskle karşılaşmamaları ve hak kaybına uğramamaları açısından, ilgili yılın sonuna kadar Kanunlarda öngörülen yatırım araçlarına dönüştürmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, vergi cezaları ve ek vergi yükümlülükleri ile sonuçlanabilir. Bu nedenle, işletmelerin bu konuda dikkatli olmaları ve gerekli adımları zamanında atmaları gerekmektedir.