Bolu’nun Kalkınma Hamlesi: Lojistik Atılım, Sanayi, Tarım ve Turizm Odaklı Büyüme
Bolu, uzun yıllardır süregelen potansiyelini gerçeğe dönüştürme hedefiyle yeni bir kalkınma stratejisi belirledi. Bu stratejinin temelinde “dışa açılma” ilkesi yatıyor. Bolu’nun kalkınması için öncelikle lojistikte atılacak dev adımlarla; yatırım, üretim ve ihracat için çekim gücü oluşturulması planlanıyor. Bölgesel kalkınma için ise sanayi, tarım, turizm ve eğitim sektörlerine odaklanılacak. Hedeflenen dört temel sektörde yatırım, üretim ve ihracata yönelik gelişme stratejileri belirlenecek. Her bir ayağa yönelik politikalar oluşturulması ve kamuoyu desteği için yerel yönetimler, üniversite ve STÖ’lerle derinlikli iş birliğini sağlamak üzere çalışmalar yapılacak. Kapsamlı bölgesel iş birliği ile kamu desteği de talep edilecek.
Lojistik Hamle: Bolu’yu Dünyaya Bağlamak
Bolu Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı Abdullah Alemdar, yeni kalkınma stratejilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Alemdar, “Bolu’da dengeli bir sektörel kalkınmayı hedefliyoruz. Tek bacaklı kalkınma stratejilerinin bir işe yaramadığını geçmişte yaşayarak gördük. Bunun için hedef seçtiğimiz sektörler üzerinde dengeli bir şekilde büyümeliyiz. Ancak öncelikle yaşadığımız coğrafi sıkışmışlıktan kurtulmak için akılcı lojistik yatırımlarına ihtiyaç var” dedi. Bolu’nun coğrafi konumunun sunduğu avantajları en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla lojistik altyapısının güçlendirilmesi hedefleniyor. Alemdar, sınır komşusu Eskişehir’e ulaşımın dahi zorlu olduğunu belirterek, Bolu’nun sadece Eskişehir’e değil, Karadeniz ve Akdeniz’e de kolayca ulaşılabilir bir merkez haline gelmesi gerektiğini vurguladı. Lojistikte yapılacak atılımlarla Ortadoğu ve Çin’e açılma hedefi güdülüyor.
Bolu TSO Başkanı Abdullah Alemdar, Kuzey Marmara Otoyolu’nun Bolu’yu devre dışı bırakma potansiyeline dikkat çekerek, bu durumun önüne geçmek için Karadeniz’i Van ve Akdeniz’e bağlayan tünel projelerinin Bolu için de bir çözüm olabileceğini belirtti. Zonguldak Alaplı ile tüneller üzerinden Bolu’ya ulaşımın sağlanması ve Bolu Eskişehir yolunun kısaltılması gibi projelerle ulaşım sürelerinin önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor. Örneğin, şu anda özel araçla 3,5 saatte gidilen Eskişehir’e 120 kilometrelik duble yol ile ulaşım süresinin maksimum bir saate indirilmesi planlanıyor. Benzer şekilde, 47 kilometre olan Zonguldak Alaplı’ya gidiş süresinin de tünel ve viyadüklerle yarım saate düşürülmesi amaçlanıyor. Bu sayede, 7 saatten fazla olan Antalya’ya iniş süresinin de 4-5 saate düşürülmesi mümkün olacak. Alemdar, bu projelerin bölgenin geleceği için hayati önem taşıdığını ve Akdeniz ile Karadeniz’in Bolu üzerinden bağlanmasının gerekliliğini vurguladı.
Denize Erişim ve Organize Sanayi Bölgeleri
Bolu’nun denize erişiminin yeniden sağlanması da önemli bir hedef olarak belirlendi. Alemdar, Akçakoca’nın Düzce’ye verilmesinden sonra Bolu’nun denize kıyısı kalmadığını belirterek, Yığılca ve Alaplı’nın Bolu’ya bağlanması talebini dile getirdi. Bu sayede Bolu’nun hem denize erişimi kolaylaşacak hem de Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan önemli bir lojistik merkez haline gelmesi sağlanacak.
Lojistik altyapısının güçlendirilmesinin bir diğer önemli ayağını ise demiryolu yatırımları oluşturuyor. Bolu 1. OSB, 2. OSB, Yeniçağa OSB, Dörtdivan OSB ve Gerede’deki iki OSB’yi kapsayacak şekilde bir tren yolu hattının Bolu’dan 95 kilometre ilerideki İsmet Paşa İstasyonu’na ulaştırılması hedefleniyor. Bu sayede hem Ortadoğu’ya hem de Çin’e kadar demiryolu ile ulaşım imkanı sağlanacak.
Hızlı tren projesi de Bolu için büyük önem taşıyor. Düzce Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre Bolu üzerinden geçecek bir hızlı tren hattı, yatırımın geri dönüş hızı açısından Beypazarı güzergahına göre çok daha avantajlı. Bu nedenle, hızlı tren projesinin Bolu güzergahından geçmesi için çalışmalar yürütülüyor. Hızlı trenin Bolu’ya gelmesiyle birlikte eğitim sektörünün 3-5 kat büyüyeceği öngörülüyor.
Sektörel Çeşitlilik ve Turizmde Yeni Vizyon
Bolu’nun kalkınma stratejisinde sadece lojistik değil, sektörel çeşitlilik de büyük önem taşıyor. Sanayi, tarım, turizm ve eğitim sektörlerinin dengeli bir şekilde büyümesi hedefleniyor. Bolu’da farklı bir turizm vizyonuna ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Bolu’ya özgü bir mekansallığın oluşturulması ve turizm yapılarının kimlik kazandırılması gerektiği vurgulanıyor. Bolu akil insanlarının bir araya gelerek Bolu’ya bir kimlik kazandıracak turizmin yol haritasını çizmeleri gerektiği ifade ediliyor.
Yeşil OSB ve Yeni Yatırımlar
Bolu’da sanayileşmenin turizmden dolayı ötelenmiş durumda olduğuna dikkat çekilerek, sanayiye tekrar ağırlık veriliyor. 210 hektarlık bir alanı kapsayan 2. OSB projesi hayata geçiriliyor. Bu OSB’nin bütünüyle yeşil OSB olarak planlandığı ve her türlü sosyal donatıya sahip olacağı belirtiliyor. Ayrıca, 36-37 sene önce yapılmış olan 1. OSB’nin de geliştirilmesi ve modernize edilmesi planlanıyor.
26 yıl önce başlatılan ve göreve geldiğimde istimlâki yüzde 30 tamamlanmış olan Yeniçağa Organize Sanayi Bölgesi’nde de önemli gelişmeler yaşanıyor. Altyapı işleri ihale edildi ve bu yıl sonunda altyapı tamamen bitmiş olacak. En son yapılan ihalede 28 firmaya yer tahsisi yapıldı ve önümüzdeki günlerde 15 firma daha gelecek. Önümüzdeki ocak ayından itibaren Yeniçağa’da fabrikaların yükseldiğini görmeye başlayacağız.
Eğitim ve Tarım Sektörlerinde Atılım
Bolu TSO olarak eğitim sektörünü çok önemsiyoruz. 30 binin üzerinde öğrenciye hizmet veren İzzet Baysal Üniversitemiz var. Rahmetli İzzet Baysal’a şükran borçluyuz. Bu sektörü daha da geliştirmemiz lazım. Belki ikinci bir üniversite, belki teknik bir üniversite ile bu üniversitenin ayrılması, iki koldan birden yürümesi gerekiyor. Şehirlerin gelişmesinde müşterekler çok önemli. Bu anlamda STÖ’ler ile üniversiteler arasındaki ilişkiler çok önemli. Biz şehrimizin gelişmesi noktasında üniversite ve diğer kamu kurumları ile birlikte birleştirici bir fonksiyon görmeye çalışıyoruz”.
Bolu’nun tarım potansiyelinin de en iyi şekilde değerlendirilmesi hedefleniyor. Beypiliç, Akpiliç, Bolca Hindi gibi firmaların beyaz et sektöründeki başarısına dikkat çekilerek, bu sektörün Bolu açısından gelişmeye açık bir sektör olduğu belirtiliyor. Mudurnu’da hayvancılığın çok iyi işlediği ve buraya bir besi organize planlandığı ifade ediliyor. Ayrıca, Seben’de tarım ihtisas OSB kurulması planlanıyor. Bolu’nun termal sularının tarımda kullanılması ve topraksız tarımsal sera üretiminin yapılması hedefleniyor.
Sonuç: Bolu’nun Kalkınması İçin İşbirliği ve Vizyon Şart
Bolu’nun kalkınması için yerel yönetimlerle işbirliğinin çok önemli olduğu vurgulanıyor. Yerel yönetimlerin kaynaklarını kalkınmaya yönelik vizyoner projelerde kullanmaları gerektiği ifade ediliyor. Rekabetin önemine de dikkat çekilerek, üretimde karbon ayak izinin kontrol edilmesinin zorunlu hale geleceği ve rekabet şansının korunması gerektiği belirtiliyor. Sanayilerin büyük şehirlerin merkezlerinde toplanmasının sürdürülebilir olmadığına dikkat çekilerek, ilçelerde yatırıma önem verilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Ülke kalkınmasının yerelden başladığına inandığını belirten Alemdar, Bolu’da değişimin tarım, sanayi, turizm ve eğitim olmak üzere dört ayaklı olması gerektiğini ifade ediyor. Tek ayaklı kalkınma stratejilerinin yeterli olmadığına dikkat çekilerek, tüm sektörlerin birbirini destekleyecek şekilde gelişmesi gerektiği vurgulanıyor.