Mermer İhracatında Navlun ve Finansman Engelini Aşma Çabaları
Türkiye mermer sektörü, dünya çapında önemli bir oyuncu olmasına rağmen, navlun maliyetleri ve finansmana erişimdeki zorluklar ihracat potansiyelini kısıtlıyor. Alpay Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Melike Alpay Özmen, şirketin 30 yıllık deneyimini ve sektörün güncel durumunu değerlendirerek bu engellerin aşılması için atılması gereken adımlara dikkat çekti.
Türkiye Mermer Sektörünün Güçlü ve Zayıf Yönleri
Özmen’in belirttiği gibi, Türkiye doğal taş sektöründe rezerv büyüklüğü, çeşitlilik ve renk skalası açısından küresel pazarda önemli bir avantaja sahip. Dünya genelinde mermer denildiğinde ilk akla İtalya gelse de, Türkiye’nin hem rezerv hem de ürün çeşitliliği açısından daha iyi durumda olduğu vurgulanıyor. Ancak, bu avantajı tam olarak kullanabilmek için bazı yapısal sorunların çözülmesi gerekiyor.
Blok mermer ihracatında Çin ve Hindistan öne çıkarken, işlenmiş mermer ihracatında ise başlıca pazar ABD ve Avrupa. Avustralya pazarı da hızla büyüyor. Alpay Mermer, “Beyaz Muğla” mermerini, yurtdışında “Alpay Beyazı” olarak da bilinen bir marka haline getirmiş durumda. Şirket, Amerika, Kanada, İspanya, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri ve Avustralya başta olmak üzere yaklaşık 20 farklı ülkeye ihracat yapıyor.
Serbest Ticaret Anlaşmalarının Önemi
Melike Alpay Özmen, Türkiye’nin mermer ihracatında serbest ticaret anlaşmalarının (STA) kritik bir rol oynadığını vurguluyor. Birleşik Arap Emirlikleri ile serbest ticaret anlaşması bulunmasına rağmen, Amerika ile henüz böyle bir anlaşmanın olmaması önemli bir eksiklik olarak değerlendiriliyor. Bu tür anlaşmalar, gümrük vergilerinde indirim veya muafiyet sağlayarak ihracat hacmini artırıyor ve Türkiye’yi ihracatta daha cazip bir ülke haline getiriyor.
Özmen, “Ne kadar çok Avrupa ülkesiyle serbest ticaret anlaşmamız olursa o kadar iyi. Amerika çok önemli. Şu anda onay bekleyen Lübnan ve Ukrayna, müzakere aşamasında Japonya ve Körfez işbirliği var. Bunlar gerçekleşirse ülke ekonomisine ciddi döviz girdisi sağlayacaktır” şeklinde konuştu.
Fiyatlandırma ve Maliyet Faktörleri
Mermer fiyatları, küresel ve yerel talep dalgalanmalarından doğrudan etkileniyor. Küresel fiyatları inşaat ve gayrimenkul sektöründeki arz-talep dengesi belirlerken; işleme teknolojileri, enerji ve işçilik maliyetleri de fiyatları önemli ölçüde etkiliyor. Özmen, bir ton mermerden mümkün olduğunca yüksek katma değer yaratmanın kritik olduğunu belirtiyor. Katma değerli ürünlerde kâr marjı daha yüksek olduğu için maliyetler de bu ürünlere daha rahat yansıtılabiliyor.
Finansman maliyetlerinin de fiyatlamayı etkilediğini belirten Özmen, Alpay Mermer’in Minval ve Alpalab gibi markalarla yüksek katma değerli projelere odaklandığını söylüyor. Mermer sektörünün istihdam ve işgücü maliyetleriyle ekonomiye katkı sağladığı, ancak nitelikli personel eksikliğinin sektörü şekillendirdiği ve artan işgücü maliyetlerinin otomasyon ve robotik sistem kullanımını artırdığı vurgulanıyor. Özmen, “Teknoloji üretim süreçlerine entegre ediliyor, ancak iş gücü hala kritik bir öneme sahip. Verimliliği arttırmanın yollarını arıyoruz” diyor.
Teşviklerin ve Finansmana Erişimin Önemi
Özmen, teşviklerin ihracatçılar için kritik bir öneme sahip olduğunu ve özellikle fuar teşvikleri ile ticari heyet desteklerinden faydalandıklarını belirtiyor. Ticaret Bakanlığı destekli sisteme kayıt olunduğunda marka tescil, yurt dışı tanıtım ve fuar katılımı gibi imkanlar sağlanıyor.
Ancak, sektördeki en büyük sorunun finansmana erişim olduğu vurgulanıyor. “Yüksek faiz oranları ve kredi bulma güçlüğü sektörün önündeki en önemli engellerden. Uzun vadeli, düşük faizli krediye ulaşım sağlanabilmeli. Navlun maliyetleri de kritik; petrol ve mazottaki artış ihracat maliyetimizi yükseltiyor. Stratejik pazarlara yönelik lojistik destekler büyük avantaj olur” şeklinde konuşan Özmen, markalaşma ve tasarım odaklı teşviklerin artırılmasını öneriyor.
Özmen’e göre, blok mermer yerine katma değerli, tasarım odaklı ürün üreten firmalara özel destekler sağlanmalı. Sürdürülebilirlik yatırımlarına teşvik de önemli. Yenilenebilir enerji ve atık geri dönüşümü kısa vadede maliyetli olsa da, çevre dostu olmak ihracatta rekabet için artık bir zorunluluk haline geldi.
Gelecek Beklentileri ve Projeksiyonlar
Türkiye mermer sektörünün geleceği, finansmana erişimdeki kolaylıklar, navlun maliyetlerindeki düşüş ve serbest ticaret anlaşmalarının yaygınlaştırılması ile yakından ilişkili. Katma değerli ürünlere odaklanmak, sürdürülebilirlik yatırımları yapmak ve teknolojik gelişmeleri üretim süreçlerine entegre etmek de sektörün rekabet gücünü artıracaktır. Markalaşma ve tasarım odaklı teşviklerin artırılması da sektörün daha da gelişmesine katkı sağlayacaktır.
Özellikle Amerika ve Avrupa pazarlarında daha fazla yer almak, Avustralya gibi büyüyen pazarlardaki fırsatları değerlendirmek ve yeni pazarlara açılmak, Türkiye mermer sektörünün ihracat potansiyelini artıracaktır.