ING Yatırım: Enflasyon Sonrası Faiz İndirimi Beklentisi 300 Baz Puanı Aşmayacak
ING Yatırım Genel Müdürü Murat Yılmaz, eylül ayında açıklanan ve beklentilerin üzerinde gerçekleşen enflasyon verileri sonrasında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizindeki indirim beklentilerinde aşağı yönlü bir revizyona gittiklerini açıkladı. Yılmaz, 2025 yılı sonunda yıllık TÜFE artışının yüzde 31’e yaklaşacağını öngörerek, yıl sonuna kadar TCMB’den gelebilecek faiz indirimlerinin toplamda 300 baz puanı geçmeyeceğini tahmin ediyor.
Hisse Senedi Piyasaları ve Beklentiler
Yılmaz, hisse senedi piyasaları için yılın son çeyreğinde belirsizliklerin hakim olduğunu vurguladı. Yurt dışındaki gelişmeler, özellikle ABD’deki olası hükümet kapanmaları, Fransa ve Japonya’daki siyasi hareketlilikler ve jeopolitik risklerin yakından takip edildiğini belirtti. ABD borsalarında, özellikle S&P 500 endeksinde görülen yüksek değerlemeler nedeniyle balon riski olasılığının değerlendirildiğini ifade etti.
Çin’in nadir toprak minerali ihracatına kısıtlama getirmesi ve ABD Başkanı Trump’ın Çin ithalatına ek gümrük vergisi uygulama tehdidi gibi olayların piyasalarda sert satışlara neden olabileceğine dikkat çekti. Yurt içinde ise, yüksek gelen TÜFE verisinin TCMB’den beklenen faiz indirim miktarının azalmasına yol açmasının, hisse senedi piyasaları için bir baskı unsuru olabileceğini söyledi.
BIST100 endeksinde 2018’den beri her kasım ayında görülen yükseliş trendine dikkat çeken Yılmaz, son 7 yılın kasım aylarındaki ortalama artışın yüzde 12,63 gibi dikkat çekici bir seviyede olduğunu belirtti. Ancak, mevcut belirsizlikler ve gündem maddelerinin karmaşıklığı nedeniyle yıl sonu için net bir endeks tahmini yapmanın zor olduğunu vurguladı.
TL Varlıklar ve Yatırım Fonları
TL varlıkların, mevduat ve yatırım fonları kanadında iyi performans gösterdiğini ancak faiz indirimlerinin başlamasıyla birlikte Para Piyasası Fonları’ndan çıkışlar olabileceği beklentisini dile getirdi. Yılmaz, eylül ayında beklentinin üzerinde gelen TÜFE verisi ve ekim ayında da yüksek enflasyon beklentilerinin, TCMB’nin daha temkinli faiz indirimleri yapabileceğine işaret ettiğini belirtti. Tahvil faizlerinde yükseliş olmadığı sürece Para Piyasası Fonları’ndan yakın zamanda anlamlı bir çıkış beklemediklerini ifade etti.
Ancak, Para Piyasası Fonları’ndan ve TL mevduattan çıkış yaşanmasına yol açacak gelişmelerin olması halinde, altın, döviz ve hisse fonlarında yükseliş görülebileceğini öngördü.
Döviz Fonları ve Döviz Riski
Döviz fonlarındaki artışın 3-10 Ekim haftasında yavaşladığını belirten Yılmaz, artış eğiliminin yavaşlamakla birlikte devam edebileceğini düşünüyor. Mevcut koşullar altında bu durumun döviz riski yaratmasını beklemiyor.
Merkez Bankası Beklentileri ve 2026 Projeksiyonları
Yılmaz, eylülde TÜFE artışının beklentilerin üzerinde gelmesinin, yılsonu TÜFE beklentilerinde sınırlı bir yukarı yönlü revizyona ve TCMB politika faizi indiriminde ise sınırlı bir aşağı yönlü revizyona neden olduğunu ifade etti. 2025 yılı sonunda yıllık TÜFE artışının yüzde 31’e yaklaşmasını beklerken, yıl sonuna kadar TCMB’den gelebilecek faiz indirim miktarının ise toplamda 300 baz puanı geçmeyeceğini öngörüyor.
Yatırımcı Önerileri ve Portföy Dağılımı
ING Yatırım olarak yatırımcılarına orta risk algısına sahip bir yatırımcı için risk ve getiri arasında dengeli bir portföy oluşturmanın ideal göründüğünü öneriyor. Yılmaz, gelişmelere ve beklentilerdeki değişimlere göre portföy dağılımında zaman zaman farklılığa gidilmesi, stop-loss seviyelerini belirlemek ve hedging araçları kullanarak riskleri sınırlamanın önemini vurguladı.
Orta vadeli bakış açısıyla portföy dağılımının yüzde 35’inin TL mevduat/mevduat benzeri ürünler, yüzde 20’sinin emtia, yüzde 20’sinin hisse, yüzde 15’inin dövizli enstrümanlar ve yüzde 10’unun da tahvil-bono olmasının dengeli bir risk anlayışıyla uyumlu olduğunu belirtiyor. Bu yatırım araçlarını içeren fonların da aynı ağırlıklar kapsamında dikkate alınabileceğini ekledi.
2026 Beklentileri
2025 yılının küresel piyasalarda oynaklığın zaman zaman ciddi şekilde arttığı ve birçok gündem maddesinin piyasalar üzerinde etkili olduğu bir yıl olduğunu belirten Yılmaz, 2026 yılı beklentilerinin biraz daha netleşmesinin beklenebileceğini ifade etti. 2026 yılında yurt dışındaki kritik konular arasında Fed’in yeni başkanının kim olacağı, Fed üyeleri arasındaki dağılım ile faiz indirim süreci yer alıyor. Gümrük tarifelerinin küresel ekonomik görünüme yansımaları, jeopolitik ve siyasi risk durumu önemini koruyabilir.
Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,3, 2026 yılında ise yüzde 4,0 büyümesini beklediklerini belirten Yılmaz, yurt içinde enflasyon görünümü ve TCMB’den beklenen faiz indirimlerinin ana temalar arasında olacağını ve bu alandaki gelişmelerin yabancı yatırımcıların Türkiye varlıklarına ilgisini şekillendirmede kritik önemde olacağını söyledi.
Dijital Yatırımlar
ING Yatırım Genel Müdürü Murat Yılmaz, ING Türkiye’nin bankacılık lisansına sahip teknoloji şirketi olma vizyonunu yatırım alanına taşıyarak, Türkiye’nin en sevilen dijital aracı kurumu olmayı amaçladıklarını dile getirdi. Bu hedef doğrultusunda dijitale yatırımı önceliklendirdiklerini ve müşterilerine hesap açılışından kredi sözleşmelerine kadar birçok alanda zahmetsiz ve uçtan uca dijital bir finansal deneyim sunduklarını belirtti.
Yılmaz, pay senedi işlem hacminin yüzde 90’ının, gelirlerinin yüzde 92’sinin dijital kanallar üzerinden gerçekleştiğini ve bireysel müşterilerde bu oranın yüzde 94’e ulaştığını ifade etti. Ayrıca, hesap açılışlarının tamamının dijitalden yapıldığını ve VİOP işlem hacminin ise yüzde 99’unun dijital kanallardan gerçekleştiğini vurguladı.
ING Yatırım olarak bundan sonraki hedeflerinin teknoloji yatırımlarını ve müşteri odaklı inovasyonlarını sürdürerek büyümeye devam etmek olduğunu söyleyen Yılmaz, aynı zamanda dijital platformlar üzerinden kişiselleştirilmiş çözümler geliştirmeyi ve teknolojiyi etkin şekilde kullanarak müşteri deneyimini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini belirtti.